Zaman enerjisi ile olan ilişkimi sorguluyorum

SORU: Tobias, zaman kavramı öykümüzün salmamız gereken sadece başka bir parçası mı? Ve eğer tüm korkularımızın, kuşkularımızın, ve dirençlerimizin tümünü aynı anda salıvermek için kendimize izin verseydik, ve kendimize koşulsuzca güvenmek konusunda yine kendimize gerçekten izin verseydik ne olurdu?

TOBIAS: Bu daha önce hiç yapılmadı, bu yüzden bilmiyoruz. Bu – ve bu şimdi çok karmaşık bir yanıt olabilir – öncelikle zaman hakkında konuşalım. Zaman gerçekten de öykünüzün bir parçasıdır. Ve onu açıklamak çok zordur. Zamanla olan ilişkiniz, kol saatlerinizi ve saatleri, ayın ve güneşin ve Dünya’nın kendi ritimlerinin döngüsünü ve kalıplarını temel alır. Zaman biriminizi bunun üzerine kuruyorsunuz. Bu bir yanılsamadır, ama deneyimlerin akışına izin veren şeyler de vardır.

Bize birkaç kez, geçmiş, şimdi ve geleceğin birlikte meydana geldiğinin doğru olup olmadığı soruldu. Bu yine, yanıtlaması zor sorulardan biridir. Ama sizin bakış açınıza göre, hayır, onların hepsi birlikte meydana gelmiyor demek zorundayız. Gelecek daha yaratılmadı bile. Geçmişe geri gidip öyküyü – ya da öyküyle ilgili algınızı – değiştirebilirsiniz, ama olayları değiştiremezsiniz. Gerçekten önemli olan, içinde bulunduğunuz Şimdi anıdır. Önemli olan gerçekten budur. Yani harika sorular soruyorsunuz. Ve bunlar kendinize Şimdi’de olmaya izin vermekle çok ilgilidir.

Sen teorik ya da kuramsal bir soru sordun. Tüm korkularını salıp kendine tümüyle güvenseydin, bu kutsanmış bir şey olurdu. Bu değişimlerin tümünün bir anda olmasını beden kaldırabilir miydi bilmiyoruz. Kendi benliğinin bütün parçaları buna dayanabilirdi, biliyoruz, ama bu, bedenin kaybedilmesine neden olabilir. Aslında biz burada onaylanıyoruz. Bu gerçekten bedenin kaybına yol açacaktır. Beden, geride bırakılan bir giysi yığınından başka bir şey olmayacaktır. Ve bunun nedeni de, enerjilerin anında gelip, bir anlamda bedeni yakacak olmasındandır. Ve bedenin bu işlemden geçip kalmayı becerebilseydi bile, bedenden kurtulmak için ansızın öylesine bir arzu duyulurdu ki, ruhun çıkıp gidiverirdi. Teşekkür ederiz.