Şaud 3 Değişimleri Bedenlemek

--0-- Günün konuğu ve kanalın değişimleri bedenlemek hakkındaki deneyimleri paylaşması diğer bir deyişle bedenlemek için kaygılanmaya son vermek

Şimdi, bu Kuthumi’nin – nasıl desek – çok bilimsel, çok ciddi olduğunu düşünen çok insan var. Ama bu hiç de benim tarzım değildi. Yaşamı hiç bu denli ciddiye almadım. Ben yaşantımla eğlenmiştim. Gezilere çıktım. Her yere gittim. Çok insanla konuştum. Çok eğlendim. Kuthumi olarak bilinen ben, bir lord değildi, bir peygamber değildi….sadece, yaşamı ve enerjileri anlamak için inanılmaz bir susuzluk ve açlık çeken basit bir insandı.

Bu yüzden bugün sizinle birlikte burada olmak, sahnede yer almak, tüm enerjilerinizi hissetmek ve koklamak bir nimettir. Ve biz bugün biraz eğleneceğiz.

Ama bütün bunların altında şu yatıyor, ben, olmakta olan tüm dinamiklere bakmanızı istiyorum. İçinden geçtiğiniz değişimlere ve onların neden orada olduğuna bakmanızı istiyorum. Onları zorla anlamlandırmaya çalışmaktan vazgeçin. Hiçbiriniz için böyle olmak zorunda değildir.

İnsan biçiminde olduğum, Dünya’da bulunduğum günlerden bu yana uzun zaman geçmedi, bu yüzden de nerede bulunduğunuzu anlıyorum. Ama ben bugün, bu değişimlerin sevinçli ve hafif bir biçimde bedenlenilmesinin önemini size vurgulamak için burada bulunuyorum.

Geçen ay ya da şu son zamanlar, birçoğunuz için zorlu geçti. Ve evet, enerjiler değişiyor. Ve gelecek birkaç yıl için Eylül, hem kendi içinizde, hem de tüm çevrenizdeki dünya için değişimler zamanı olacaktır. Bildiğiniz gibi bu enerjisel döngü birkaç yıl önce oluşturuldu. O oluşturuldu ve Eylül ayları boyunca devinmeye ve gelişmeye devam edecektir. Yaşantınızda çok, çok değişimlerden geçeceksiniz. Değişimlerin zor olması gerekmiyor. Değişimler, çok, çok eğlenceli olabilir. Siz onlardan çok sevinç duyabilirsiniz.

Şimdi de, kendi içinizde değişimleri bedenlemeye bir göz atalım. Değişimlerin nasıl meydana geldiğinin fiziğine bir bakalım. Değişimler doğaldır. Bu enerjiye karşılık gelen, tekabül eden herhangi bir enerji ve herhangi bir varlık – ya da sizin deyiminizle bir ruh – olduğu sürece, değişimler olacaktır. Tekâmülün (gelişmenin), genişlemenin ve enerjinin yeni ifadesinin süregelmesi, olduğunuz Ruh’un ve Tanrı’nın doğası gereğidir. Bu burada, değişimlerin her zaman olacağı anlamına gelir.

İnsanlık bir tür değişmez bir programa, değişmez alışkılara saplanıp kalmış. Değişimlerden hoşlanmıyorlar, çünkü sonuçları onları kaygılandırıyor. Onlar – bildikleri şeyden değil de pek – bilmediklerinden kaygılanıyorlar. Bazı insanlar kendi dertleri ve acıları ve kederleri içinde çok rahatlar, çünkü bunu en azından anlıyorlar. En azından parametreleri biliyorlar. Ya da, birçoğunuzun diyeceği gibi, savaş alanını tanıyorlar. Onun için de bu yerde kalıyorlar. Ve – doğal olan – değişim gelip çattığında, ona direniyorlar. Ona direniyorlar.

Eski Enerji’de yaşantınıza değişimler girdiği zaman, bu değişimlere karşılık verecek durumlar oluşturulurdu. Örneğin beden, gelmekte olan değişimi hisseder. Bir düzeyden onunla savaşmaya ya da değişimi durdurmaya çalışır. Bu gelişen, tekâmül eden enerjiyle nasıl başa çıkacağını bilmez. Zihin ise kesinlikle değişimleri sorgular ve tartar. Onu durdurmaya çalışmak için herşeyi yapacaktır. Bu, Benliği koruma yollarından biridir….ama aynı zamanda da değişen enerjiyle rahat olmadığındandır. Böylece, bir anlamda, bir duvar oluşturacak, ya da değişimlerle savaşacak, değişimlerin oluşumunu durduracak bir dinamik vardır.

Ve şimdi direnç var. Evet, direnç var. Dualitede meydana gelen bir sürtüşme var, herşey değişimlere direniyor….ya da en azından kendi kimliğini, kendi öyküsünü korumaya çalışıyor…anlıyor musunuz. Bu harika bir şeydir. Bu doğal bir şeydir. Bu, uzun bir süre önce hepiniz tarafından hazırlanmış, kurgulanmış bir şeydir. Bu bir tür zorlanmış dirençtir.

Ve bu, sonuç olarak bedeninizde ve zihninizde etkisini gösteriyor. Bunu hissedebiliyorsunuz. Özellikle de zamanınızın son ayında falan bunun nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Bedenin hızla nasıl güçsüzleştiğini biliyorsunuz. Değişim zamanında o çabuk yoruluyor. Hatta yerküre değişimleri ve ay ve güneş değişimleri….bunlar bedeninizi etkiliyor. Onlara karşı doğal bir direnç var.

İnsanlar bir tür değişmez alışkılara, bir tür rahat olma alanına girme eğilimi gösteriyorlar. Ve enerji için, kendi doğal döngüsünü sürdürmek zaman zaman çok zor oluyor. Enerjiler çok engellendiğinde, değişime büyük direnç gösterildiğinde, sisteminizde, fiziksel sisteminizde geri çekilirler. Zihinde de geri çekilirler. Ve siz kendinizi kaybolmuş ya da kafanız karışmış ya da yönünüzü kaybetmiş gibi hissedersiniz.

Yani bu şu anda hissettiğiniz işlemin bir parçasıdır, hem de şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla. Bu, değişen enerjilerin doğasına bir göz atmanızı, Eski Enerji’de değişimlerin nasıl baş edildiğiyle, Yeni Enerji’de değişimlerin nasıl bedenlenildiğine bir bakmanızı isteyen yanınızın çağrısıdır.

Şimdi, size çok ilginç bir yanınızdan söz etmek istiyoruz. Beden, varolduğunuz realitede olmanızı sağlayan araçtır. Zihin, verileri depolayan araçtır. Hatırlamalara sahiptir…bir anı bankasına sahiptir. Ve aynı zamanda, yargılama armağanıyla donatılmıştır.

Bu yüzden de sık sık, sizi engelleyenin, direnenin zihin olduğunu düşünüyorsunuz. Egoyu zihinle bağdaştırıyorsunuz. Ve, zihnin bir şekilde sizi durdurmaya çalıştığını düşünüyorsunuz. Ve, zihninizle savaşıyorsunuz. Gidip geliyorsunuz. Sizi izliyorum. Bunları zihninizde yaptığınızı duyuyorum.

Ama sizinle, bu değişime gösterilen direnç hakkında bir şey paylaşmak istiyoruz. Direnen canınızdır, alan üyeleri….o canınızdır. Şimdi burada canınızın tanımına bir bakmamız gerekiyor, çünkü insan terminolojisi bu şeyleri her zaman tam olarak tanımlayıp resmetmiyor. Can, bizim “Alan” dediğimiz, Tüm Var Olan’ın enerji kaynağına bağlanan enerji parçanızdır. Şu anda canınız, enerjiniz, nasıl yapıldığını bildiği yoldan bağlanıyor Alan’a. Onun Alan’a, enerjinin o sonsuz, sonsuz kaynağına, Yuva’nın dışındaki Tüm Var Olan’ın kaynağına nasıl bağlandığını neredeyse görebilirsiniz, tıpkı otoyollar gibi, caddeler gibi, ya da iplikler gibi, ya da onlara her ne ad vermek isterseniz. Canınız ona bağlanıyor. Ve kendini çok rahat hissediyor.

Şimdi, bir an için geri çekilip, ruh (spirit) enerjinizle can, öz (soul) enerji arasında bir fark olduğunu söylemek zorundayız – en azından bizim bakış açımıza göre. Özünüz, şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz ve olduğunuz ve düşündüğünüz herşeyin toplamıdır. O, deneyimlerinizin TÜMÜDÜR. Özünüz budur. Ama canınız, içinizdeki yaşam gücü enerjisidir. Ve tüm bu değişimlere direnen aslında canınızdır.

Ben bunun üzerinde çalıştım. Ben bunun üzerinde yaşam sürecimde çalıştım. Ve kendi bulgularımla sarsıldım. Diğer varlıkların – birlikte çalıştığım diğer varlıkların – bana söylediği şeylerle sarsıldım. Ve bunun gerçek olduğunu keşfetmem, uygulamalı deneyimlerle geçen çok, çok yılımı aldı. Aslında direnen zihin değil. O sadece canın hissettiğini korumaya, ona tutunmaya çalışıyor. Direnen beden değil. Beden sadece tepki veren harika bir araç, harika bir yaratıdır, beden tepki verir. Eğer bedene çağrı yapılırsa, o şifalandırma ve yeniden-dengeleme, ve yenilenme yeteneklerinin tümüne sahiptir.

Ama can direnir. Peki bu niye böyledir, alan üyeleri? Can neden direnir? Çünkü o, Alan’a, o sonsuz enerji kaynağıyla belirli bir biçimde bağlantıda olmaya ve belirli bir biçimde iletişimde olmaya alışıktır. O bununla rahat eder. Alan’la çok belirli bir tarzda bağ kurmuştur. Bu bağı değiştirdiğinde olacaklardan pek emin değildir.

Can enerjisinin, travmaya uğramış enerji olduğunu söyleyebilirsiniz. Sizin can enerjiniz, çok, çok zorluklardan geçmiş bir enerjidir. Onun kendine has bir kimliği, kendi rezonansı, ya da belki sizin deyiminizle titreşimi vardır. O bir anlamda, çocuk gibidir. Başka bir anlamda da, ahmak adamın, eşek herifin teki gibidir. Çok inatçıdır…çok, çok inatçı….zaman zaman da çok katıdır, eğilmezdir.

Yani bunun için zihninizi suçlamaktan vazgeçmenizi istiyoruz. Sizin ruhunuza konuşmanızı….öze konuşmanızı….enerjilere konuşmanızı istiyoruz. Zihniniz aslında çok, çok akıllıdır.

Ve bu arada evet: sen akıllısın, sen dengedesin, hatta, sen biraz seksisin gibi şeyler söylemek iyidir. İnsanlar kendileri hakkında konuşmakla ilgili şu olumsuz tutumu geliştirdiler. Birçok insan kendini aşağılamak zorunda olduğunu, ya da kendi hakkında kötü bir şekilde, ya da başarısızmış, kusurluymuş gibi söz etmek zorunda olduğunu düşünüyor.

Bunu önünüzdeki günlerde bir deneyin. Ama önce kendinizle başlayın. Kendiniz hakkında iyi, güzel konuşun. Kendiniz hakkında iyi, güzel konuşun ve bedeniniz bunu duyacaktır, ve zihniniz de, ve hatta ruhunuz. Şu anda bile toplum içine çıkıp da övünemeyeceğinizi düşünüyorsunuz – insanlar sizi taşlar (sanıyorsunuz). Ama farklı bir enerji alanında olduğunuz zaman, insanların aslında size hayran olacağını farkedeceksiniz. Kendiniz hakkında iyi ve güzel konuşabildiğinize hayran olacaklar. “Ben bilgeyim; gerçekten öyleyim” diyebilecek kadar güvenli ve dengeli bir alanda olan insanı bir hayal edin.

Ben, Kuthumi, gerçekten öyleyim! Bunu biliyorum. Ben çok bilgeyim….evet, ve aynı zamanda oldukça da yakışıklıyım. Ama bu örneği size öğretebilmek amacıyla kullanıyorum. Kendiniz hakkında iyi ve güzel konuşmak iyidir. Bu tüm varlığınızda rezonansa geçecektir.

Ama şimdi ruha geri gelelim. Bir kaynağa bağlı olan, Alan’dan ya da – dediğimiz gibi – kaynaktan gerçekliğinize enerji çeken bu enerji biraz eğilmezdir. Biraz sarsıntılar, travmalar geçirdi. Artık kendinden pek emin değil.

Peki ruhu kim kurtarır? Ne gelip de ruha güvence verir? Bunu siz yaparsınız…siz yaparsınız, çünkü siz bedeninizin…ve zihninizin…ve ruhunuzun… ve tanrısallığınızın…ve özünüzün toplamısınız…SİZ. Siz sadece burada oturan bir insan olduğunuzu sanıyordunuz. Sizi sersemler…sizi gidi sersemler! Ben bir şarkı yazacağım – “Budala, Sersem İnsan”.

Onun başka bir yerden geleceğini düşünüp duruyorsunuz, başka bir şeyin gelmesini. Ruhunuzun ya da tanrısallığınızın gelip de tüm bunları halledeceğini düşündünüz – sizi gidi sersemler. Oo hayır….oo hayır. O sizdir….hemen burada, şu anda…siz, ben, geri kalanı. Bunu gerçekleştirebilecek olan sizsiniz.

Evet, hemen şu anda bunu gerçekleştireceğiz. Ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz – solumanız gerekiyor.ve nefesi salın. Teşekkür ederim. “Eyvah, tüm mikroplar çevrede uçuşuyor” diye düşünüyorsunuz, “Hay Allah, tüm odada! Aman, aman, mikroplardan saklanalım!” Sizi sersemler….sizi gidi sersemler! Mikroplar size zarar vermeyecektir. Mikroplar size zarar vermeyecektir. Onları soluyun (Kuthumi yeniden gösterir)….mikropları soluyun. Ve şimdi salın. Onları nefesinizle salın. Onlar size zarar vermez….hayır, hayır, hayır.

Şimdi bir an için benim enerjimi hissetmenizi istediğimi söylemek zorundayım. Bilin bakalım ben hangi filmdeydim….iki, iki tanesine kanallık yaptım…enerjilerimi getirdim. O “Star Wars – Yıldız Savaşları”ydı. Evet….bilin bakalım kimi oynadım. C-3-P-O! (Kuthumi’nin filmdeki robotlardan birine, protokol için programlanmış olup da film boyunca sürekli kaygılanan robota göndermede bulunması yoğun kahkahalara neden olur) evet…evet. O bendim. Yazar kanalıyla, sesler kanalıyla C-3-P-O’yu getirdim. Beni tanıdınız mı? Çok eğlenceliydi!

Şimdi şu mikroplar hakkında konuşalım. Mikroplar size zarar veremez. Mikroplar sadece enerjidir. Ve onlar size çarptığında, değişmelerine izin verirseniz, saf enerjiye,– mikrop enerjisine değil – saf enerjiye dönüşeceklerdir, tüm oldukları budur.

Ama şimdi sizinle ve ruhunuzla ilgili konuşalım ve ruhunuza (herşeyin) pekâla olduğunun, kendi yeni dengesini, ve Alan’daki yeni güvenli enerji alanını bulabileceğinin güvencesini nasıl vereceğinizden söz edelim. Şimdi, tekrarlıyoruz, Alan, nötr bir alanda bulunan enerji kaynağıdır. Atomaltı düzeyi olarak niteleyeceğiniz şeyin çok altındadır. O, alanlar arası, uzaylar arası alandadır, ne demek istediğimi anlıyor musunuz.

O orada uykuda. Onun için onlar onu göremiyor. O, bir anlamda, görünmez halde. Aktive olmayı bekliyor, Ona ulaşılıp girilmesini bekliyor. O zaman yepyeni bir işlemden geçer – Alan’daki enerji – size olan bağlantıyı geri izler. O ruh enerjisi olarak gelir, ve sonra sizin deyiminizle bir ışık enerjisine dönüşür, ve sonra elektrik enerjisine dönüşür, ve sonra da gerçekliğinize, realitenize getirilir.

Bu muhteşem bir işlemdir. Tüm bu işlem , tüm bu, Alan’daki ruh enerjisinin ışık enerjisine dönüşme işlemi şu anda bedeninizde olmaktadır. Işık enerjisi tüm bedeninizde. Her hücrede. Her bir diğer hücreyle iletişim halinde. Zihninizle iletişim içinde, biyolojinizle ve ruhunuzla. Her an, saniyenin her bölümünde, varlığınızda, bedeninizde olagelen milyonlarca ve milyonlarca bireysel ileteşimler söz konusu. Tekrarlıyoruz, o Alan’dan yayılıp bu realiteye geliyor.

--0-- Madde dünyasına enkarne olmuş varlığın kendi durumu hakkındaki bilgisini aktarma işlemi kendine aittir.

Oo ama canınız bunların tümüyle başa çıkmanın yeni yollarını bulmada biraz gönülsüzdü. Ve, zihninizdeki ve bedeninizdeki ve başka herşeydeki geri durmanın nedeni budur. Ve bu yüzden benim bugün gelip konuşmam istendi. Ve ben onun için şimdi, sevgili alan üyeleri, sizden….sizden….ve sizden….herşeyin yolunda olduğunu tüm benliğinize…ruhunuza bildirmenizi rica ediyorum.

Siz her zaman herşeyin yolunda olduğunu, pekâla olduğunu ruhunuzun size bildirmesi gerektiğini düşündünüz. Ama herşeyin pekâla olduğunu siz – hepinizin bedenlenmiş hali – söyleyebilir ruhunuza. Bu güvenlidir. Bu, sizin seçiminiz olan şeydir. Bu, sizin seçiminiz olan şeydir. Siz bu seçimlerden çok zarif bir biçimde geçmeyi seçiyorsunuz….çok sevecen bir biçimde….eğlenceli biçimde….o kadar zor ya da meydan okuyan olmak zorunda olmayan bir biçimde….sizi yeniden yapılandırmak için artık sizi paramparça etmek zorunda olmayan bir biçimde geçmeyi seçiyorsunuz. Yepyeni bir alan enerjisi dalgasının gelebilmesini sağlayacak bir aralık yaratmak amacıyla parçalanmanın…her yana dağılmanın…parçalara bölünmenin neye benzediğini biliyorsunuz.

Biz bunu şu anda gerçekleştirebiliriz. Sizin size güvenmeniz gerekiyor. “Ama ben kimim? Hangi parçam?” diye sorguluyorsunuz. O, şu anda ona konuştuğum parçadır – başka bir yerlerde dolanan büyük bir melek değil….sadece zihniniz değil…sadece bedeniniz değil – ama siz. Biz bunu gerçekleştirebiliriz. Bunu hemen şimdi gerçekleştirelim. “Ruh…ben…oradaki ben…buradaki ben…ruh, bunu seçiyorum. Yeni Enerji’yi bedenlemeyi seçiyorum. Bu değişimlere zerafetle sahip olmayı seçiyorum. Ruh, Alan’a ve Tüm Var Olan’a….evrene…enerji ağına…kozmik enerji ağına…adına her ne demek istiyorsanız…bağlanmayı seçiyorum. Ben yeni ve açık bir yoldan bağlanmayı seçiyorum.”

Kendini ayıranın ruh olması, belki de sizi koruyanın ruh olması ya da sizin onu korumanız komik değil mi? Fark eder mi? Kendinizi döverek, bunların hepsinin nereden çıktığını sürekli anlamaya çalışarak tüm bu zamanlar boyunca hep zihninizi suçlamış olmanız komik değil mi?

O şu anda sizsiniz. Evet, direksiyonda oturan sizsiniz. Kontrolü elinde tutan sizsiniz. Seçimleri yapan ve kararları alan sizsiniz….siz. Kendinizi tüm o parçalara bölmeyin. Yönünüzü kaybedersiniz. O sadece şu andaki sizdir. Bu, Tobias’ın diyeceği gibi, çok, çok basittir.

Şimdi, demin yaptığımız bu basit şeyi hatırlamanızı istiyorum…basit…siz.


--0-- Atlantis dönemi ve onun  günümüze yansımaları


Atlantis….ben sizinle birlikte oradaydım. Hepimiz beraberdik. Çok ilginç zamanlardı….çok sevecen zamanlar. Oo alan üyeleri, biz o zamanlar yeni dünyayı yarattığımızı sandık. Ve bir anlamda da bunu yaptık. Enerjilerin nasıl çalıştığına dair tüm gizemleri açığa çıkarttığımızı sandık. Ve bir anlamda bunu da yaptık. Utopyayı yarattığımızı, yaşamanın mükemmel yolunu yarattığımızı sandık. Ve evet, yarattık.

Tien’de hepimiz birlikteydik. Tien’de kendimiz hakkında çok şey öğrendik. Biçimleri değiştirmeyi öğrendik. Enerjileri nasıl hareket ettireceğimizi öğrendik. O, ruhun – sizin ruhunuzun, benim ruhumun – zerafetle dans ettiği bir dönemdi. Esnek olmaktan korkmuyordu. Alan’a bağlanmak için yeni yollar, ilginç ve cesur yollar bulmaktan korkmuyordu.

Atlantis ruhumuzda çok acıya neden oldu….bakın…ruhta acıya neden oldu. Ruhunuzda olan o acıyı, geçmişin anılarını soluyun. Onu soluyun. Ve sonra salıverin (Kuthumi gösterir). Tüm o yapışıp kalmış enerjiyi bırakın gitsin. Salıverin. Bırakın. Bırakın gitsin. O içerde sıkışıp kalmış halde.

Ve Atlantis şu anda yüzeye çıkıyor. Bunu fiziksel dünyanızda görebilirsiniz – Yerküre değişiklikleri ve kasırgalar ve hatta deprem potansiyelleriyle çok daha kötüsü olabilirdi. Ve yakında patlayabilecek olan….evet, o şu anda yüzeye çıkıyor (A.B.D.’nin Washington eyaletinde bulunan St.Helens dağındaki volkanik hareketlerden söz ediyor). O içinizden çıkıyor. Onu içerde tutan enerjiden özgürleşmek istiyor. Öyküsünden özgürleşmek istiyor.

Alan üyeleri ile konuştuğumuz en zor şeylerden biri de bu – Atlantis – çünkü o zamanlar zordu…evet, son zamanlarda orayla bağlantıya geçenler için gerçekten zordu. Biz Tien’deyken alan üyeleri enerjisinde bir ayrılık vardı. Aile içi anlaşmazlıklar vardı. Ve bu hepimiz için kaygı vericiydi, çünkü her zaman birlik ve uyum içinde olacağımızı hissetmiştik.

Ve o zamanlar, kendimizi insanlığa göstermemize karşı çıkanlar vardı. Saklı kalmak isteyenler vardı. Ve, daha fazla felakete, daha fazla tacize, daha fazla işkenceye engel olabilmek için, kendimizi dünyanın geri kalanına görünür kılmak zorunda olduğumuzu düşünenler vardı.

Aramızda savaşmak isteyenler vardı, (o zamanlar) kullandığımız – sizin belki şimdi kara büyü ya da büyücülük olarak tanımlayacağınız – enerji mekanizmalarını kelimenin tam anlamıyla alıp da, bunları Atlantis’i kontrol etmek isteyen güçlere karşı kullanmak isteyenler vardı. O zamanlar ailemizin kendi içinde çok savaşlar oldu. Anlaşmazlıkların bazısının şimdilerde geri gelmesi, bazı öfkeli enerjilerin yeniden ortaya çıkması şaşılası bir şey mi?

Atlantis’in bu Eski Enerjileri salınmak istiyor. Bu Eski Enerjiler, değişebilmek için salınmak istiyor. Ama tüm bu şeyler şimdi olagelmekte….dışardaki değişimler…. ortaya çıkan ve değişmek isteyen Atlantis enerjileri….herşey size çağrıda bulunuyor…dikkatinizi talep ediyor…enerjinizi talep ediyor. Bu yüzden şu anda bu kadar kafanız karışıyor. Ama böyle olmak zorunda değil alan üyeleri.

Atlantis enerjileri….yükseldiğinde, ortaya çıktığında çok savaşçı enerjileri gibi hissedilir. Bir başka anlamda da çok kurban enerjileri gibi hissedilir. Onlar da bunu – nasıl desek – zaman zaman kaybolmuşluk, umutsuzluk hissi olarak hissederler, çünkü bizim çok umudumuz….çok hayallerimiz vardı. Boyutlar-arası enerji hakkında çok şey öğrenmiştik.

Ve bu sonra susturulmuştu, ve daha da kötüsü, sadece susturulmakla kalmayıp işkence edilmişti…parçalanmıştı…ayrılmıştı…kırılmıştı….evrenin her yanına atılmıştı…kelimenin tam anlamıyla parçalanıp bu Dünya’nın topraklarına atılmıştı. Ve bu enerjiler bir süredir çıkmaya başladı. Ve tümüyle akıp gitmeleri birkaç yıl alacaktır. Bunun nereden geldiğini anlayın. Ve onu reddetmeye kalkmayın. Ama onun tarafından kurban edilmeye de izin vermeyin. Bu enerjiler ortaya çıkmak istiyor.

Bu Atlantis zamanından kalma çok yapılanmış ve sıkışıp kalmış ve acıyan…evet acıyan bir parçanız var. O ortaya çıkıyor, çünkü o da değişim istiyor. Ve SİZİN – burada oturan, burada dinleyen sizin – bunun olmasına izin verdiğinizi bilmek istiyor. Evet, ruhunuzun büyük bir bölümü o enerjilere bağlı. Özünüzün büyük bir bölümü sizin enerjilerinize bağlı. Ve onların tümü değişimin ve salıvermenin olmasına izin verin diye size bakıyorlar….evet.

--0-- Dünyadaki fosil tabanlı enerjilerin durumu

Şimdi, dünyanızın şu anda bir enerji krizinden geçmesi çok ilginçtir….yakıt rezervinin, topraktan çekilen eski fosil yakıtından gerçekten az kalmış olması çok ilginçtir. Bunların tümü…hep bugün sözünü ettiğim şeylerle bağlantılıdır. Şunu da eklemek ilginçtir – biz şimdi komplolara kapılmanızı istemiyoruz – ama, çoğu liderin kabul etmek isteyeceğinden daha az yakıt rezervinin olduğunu söylemek zorundayız. Kabul etmek istemiyorlar, çünkü ederlerse panik olacağından korkuyorlar. Ve olması da olasıydı.

İçinde bulduğunuz bu ülkede şimdi yapılacak seçimlerde, odağın başka şeylere yönelmiş olması, gerçek konulardan, gerçek konulardan tümüyle uzaklaşmış olunması ilginçtir. Enerjiler için, hâlâ kalmış az rezervler için yapılan savaşlar var. Sizin yaşam sürecinizde kökü tümüyle kuruyacak şeylerden söz etmiyoruz. Ama gittikçe daha zor olacaktır. Ve gelecek birkaç nesil belki de sizin sahip olduğunuz Eski Enerji bolluğuna yaklaşamayacak bile….anlıyor musunuz. Dünya bir enerji krizinden geçiyor – gerçekten, göz ardı edilecek kadar yeterli Eski Enerji yoktur.

Böylece alan üyeleri, bu, Yeni Enerji’yi getirmekle ilgili – öyle değil mi – gerçekten şu anda Dünyanızda, topraktan çıkmayan, ama nötr olan boyutlar-arasından gelen yeni türden yakıt kaynaklarını getirmek. Ama bilim adamları onu daha göremiyorlar, çünkü o nötrdür. Onlar dinamik bir şeyi arıyor, sizin dualitik özellikler diyeceğiniz – bir pozitif ve bir eksiye, karşıt bir güce sahip bir şeyi arıyorlar. Onların aradıkları budur.

Ama belki de bilge biri başka düzeylere girilip de bu realiteye, maddesel bir realiteye geri getirilebilecek, olağanüstü miktarlardaki sınırsız enerjiyi yakında keşfedecektir. Bakın…bu olasıdır. Belki de bu olduğunda, buna bir keşif bile demeyeceksiniz, çünkü o şimdiden olmaktadır.

Siz bunu biz şu anda konuşurken gerçekleştiriyorsunuz….anlıyor musunuz. Ruhunuz Alan’a bağlanıyor ve enerjiyi Şimdi’nize getiriyor. Ruhunuz bunu biraz Eski Enerji tarzında gerçekleştiriyor…evet. Biz bunu bugün burada sizinle birlikte düzeltiyoruz. Biz onun Yeni Enerji yoluyla bağlanmasına yardımcı oluyoruz.

Böylece, bu boyutlar-arasının atomaltı düzeyindeki dokunulmamış enerji potansiyelini bilim adamları inşallah keşfedecek…. gerçek keşif ya da icat, onun 3-B dünyanızdaki maddesel uygulamaya nasıl geçirileceği olacaktır. O, oradadır. Onu buraya nasıl getirirsiniz?

Ah…evet, bu benim çok ilintili olduğum çok ilginç bir fiziktir. Ve sadece onu bu realiteye getirmenin fiziksel yöntemleriyle ilgili değildir. Bu, boyutlar-arası ayrılığın algısıyla ilgilidir…anlıyor musunuz. Biz, ayrılık olduğuna dair, bu diğer enerjinin oralarda bir yerlerde ve sizin de burada olduğunuz (anlayışının, algısının) ötesine geçmek zorundayız.

Bu yüzden de ben şimdi filmlerde yapmadığım çalışmayı yapıyorum. Ben anlasınlar ve görsünler diye bazı bilim adamlarıyla çok çalışıyorum. Bu bazen zor oluyor, çünkü birçok bilim adamının, hatta birçok fizikçinin, birçok düşünenin sahip olduğu “kendini-kapatma”yla çalışmak zorundayım. Düşünenler benim kitabımda kokanlardır. Onlarla çalışmak zordur, çünkü kendilerini çok kapatmışlardır ve düşündükleri şeyden de çok emindirler. Herkesin de onlar gibi düşünmesini isterler zor. Burada bize ait çalışmalarımız var. Yani alan üyeleri, hem gerçek bir enerji krizi var, hem de mecazi anlamda bir enerji krizi var.

Bu, içinden geçtiğiniz bir başka şey dahaydı – kendi varlığınız içindeki kendi enerji kriziniz. Bedeninizin nasıl farklı olduğunu – daha kolay yorulduğunu…. size nasıl farklı tepki verdiğini….içinden geçtiği değişimleri – farkettiniz mi? O hâlâ Eski Enerji’yi kullanmaya çalışıyor. Ve Yeni’yi kullanmak zamanı olduğunu biliyor. Hatta zihniniz de kaynaktan Eski Enerji’yi kullanıyor, kaynağı Eski Enerji yoluyla getirmeye bakıyor. Ve fakat daha iyisini de biliyor.

Farklı bir şey istediğinizi bilmiyor musunuz? Çok derinlerden farklı bir şey arzulamıyor musunuz? Daha kolay….daha zarif…daha eğlenceli….daha tamamlayıcı, tatmin edici olmasını arzulamıyor musunuz? Bolluğu….ilişkileri…ve tüm o diğer şeyleri arzulamıyor musunuz? Biz geri tutmuyoruz. Ruhunuzun bir veçhesi tutuyor…evet. Bunun çok, çok tartışmalara, çok söylemlere ve burada gerçekte ne olup bittiğiyle ilgili spekülasyonlara neden olacağını biliyoruz. Bir sonraki ay bunların tümünü açıklığa kavuşturacağız.


Bunların tümüne eklemek istediğim bir şey daha var. Ve bunların tümü birbiriyle bağlantılıdır. Bunların tümünün – enerji krizi, yükselen Atlantis enerjisi, tümü, içinden geçtiğiniz değişimler – birbiriyle nasıl bağlantılı olduğuna bir bakın. Onların tümü içiçe dokunmuştur.

Bu noktada size bir şey sormak istiyorum. Size bir şey sormak istiyorum. Eğer herşeyin yolunda gideceğini bilseydiniz, şu anda farklı olmaz mıydınız? Bu, yaşamım zamanında kendime sorduğum bir sorudur. Sonra kendi kendime şöyle düşündüm, “Herşeyin yolunda gideceğini ve benim de iyi olacağımı, yaşamın iyi, güzel olacağını, benim iyi olacağımı bilseydim, neyi farklı yapardım?” Kaygılanmaktan vazgeçerdim. Korkmaktan vazgeçerdim. Kendimi parçalamaktan vazgeçerdim. Her bir anın keyfini çıkartırdım.

Alan üyeleri, kendinizi şimdiden üç yıl sonrasına yansıtabilir misiniz? Herşey yolunda gitmiş. Siz hâlâ buradasınız ve gevezeliğimizi dinliyorsunuz. Hâlâ bol yiyeceğiniz var. Hâlâ yaşamak için harika bir yere sahipsiniz. Bazen onları reddetmenize karşın sizi hâlâ seven ve sizinle ilgilenen insanlara sahipsiniz. Tüm bunlara sahipsiniz. Herşey yolunda gitmiş. Herşeyin yolunda gittiği potansiyelini seçmişsiniz.

Şu anda sizin için var olan milyonlarca ve trilyonlarca potansiyelden bu potansiyelleri seçmişsiniz. Herşeyin yolunda gitmesine izin verenleri seçmişsiniz.

Peki, şimdiden yolunda gittiğini bilseydiniz, şeyleri farklı yapmaz mıydınız? Görüyor musunuz….ne dediğimi görüyor musunuz? Kaygılanmaktan vazgeçebilirsiniz. Sadece potansiyeli seçin ve bırakın sizin adınıza çalışmaya başlasın.

Şimdi, bazılarınız şöyle diyor, “Peki ya yanlış potansiyeli seçersem ne olacak? Doğru potansiyeli seçtiğimi nasıl bileceğim? Belki seçtiğim potansiyel…. belki onda negatif, görmeyeyim diye saklanmış bir şey vardır. Yok hayır…hayır, bunları seçersem ne olacak?” İşte bu, filmdeki C-3-P-O olan bendim – herşeyle ilgili kaygı, kaygı, kaygı!

Peki….ama iyi bir yaşamın saf potansiyelini seçerseniz ne olur? Kaygılanmayı bırakabilirdiniz. Şimdi, ne olur? Bu çok ilginçtir. Biz sizden enerjileri hissetmenizi ve koklamanızı rica edeceğiz. Yani, şimdiden üç yıl sonrasında herşeyin yolunda olduğu potansiyelini seçersiniz. Ve, biz şu anda burada otururken kaygılanmaktan vazgeçersiniz. Herşeyin olmasına ve yerli yerine oturmasına izin verirsiniz.

Bu noktada başka bir dinamik işin içine girer. Başka bir dinamik oyun alanına girer. Bunu tanımlamak zordur ama bu temelde, enerji bazında gerçekleştirilen gerçek bir kuantum sıçrayışıdır, çünkü neler olacağı hakkında artık kaygılanmıyorsunuzdur. Artık bunu deneyimlemek zorunda değilsinizdir. Ama şu anda sahip olduğunuz deneyim bile daha genişletilebilir, daha tamamlayıcı, tatmin edici, ve hatta daha sevinç dolu olabilir. Bu sadece gevşemek ve keyfine varmak için kendinize izin vermek değildir, ama şimdi o katlanmıştır, ya da onu daha keyiflendirici ve rahatlatıcı kılan bir enerji kuantum sıçrayışı olmuştur.

Bu yüzden size soruyorum, tıpkı önceki yaşamımda kendime sorduğum gibi, “Potansiyelleri doğru olarak seçtiğimi bilebilir miyim?” Oo, bu büyük bir sorudur! Kendinize o denli güvenebilir misiniz? Bir an sonra size olacaklar için Eski karma-bağlantılı potansiyelleri seçmek zorunda olmadığınızı anlayabilir misiniz? Size büyük bolluk getirecek, sadece küçük bir bolluk değil, muazzam bolluk getirecek potansiyeli seçebilecek kadar kendinize güveniyor ve kendinizi seviyor musunuz?

Neden sadece küçük bir bolluk seçeseniz ki? Diğer herkes için yeterince olmadığını mı düşünüyorsunuz? Potansiyel olarak muazzam bir bolluk seçin. Bunu seçin. Sağlıklı bir beden seçin. Bunu şimdiden yaptığınızı biliyoruz ama bazen bloke oluyor. Ve sizden geçen bazı şeyler zavallı bedeninizde çok zorlanmalara neden oluyor.

Böylece, tüm bu muazzam potansiyelleri seçersiniz… MUAZZAM potansiyelleri, alan üyeleri, öyle mırın kırın potansiyelleri değil…. MUAZZAM potansiyelleri. “Ben akıllıyım; ben muazzam potansiyelleri seçiyorum; evet, ben dengedeyim; Eski karmalarla ve kokuşmuş enerjilerle çevrelenmiş potansiyellere ihtiyacım yok” diyebilir misiniz? “Ve ayrıca oldukça da yakışıklıyım” diyebilirsiniz kendinize. Evet, bunu diyebilirsiniz. Siz bunların tümünü seçiyorsunuzdur. Ve o, içinde yaşadığınız anı değiştirir.

Biz geçmişi ya da geleceği manipüle etmekten söz etmiyoruz. Bu sadece seçtiğinizle ilgilidir. Siz herşeyin güvenli….herşeyin pekâla…herşeyin muazzam olduğu potansiyelleri seçiyorsunuzdur….herşey, bir Yaradan’ın….kendilerini seven ve kendilerini de Tanrı olarak onurlandıran Yaradan’ın yaratacağı biçimdedir.

Böylece, Tobias yolda. Cennete giden yollar açıldı. O gelecek ve sorularınızı yanıtlayacak. Ama biz bugün size konuşma biçimimizi, sizinle enerjisel olarak çalışma biçimimizi değiştirdik. Ve sizin Tobias’ı çok özlediğinizi biliyoruz. Ama, sizinle birlikte burada olmakla ben hayatımın güzel bir zamanını geçirdim.

Böylece, şimdi alan üyeleri, yeniden koklamak iyidir, ağızdan, burundan nefes alın, ve salıverin. Enerjileri harekete geçirin. Nefes alın ve koklayın ve verin. Sevgili otobüs şöförümüz Gary’nin diyeceği gibi, “Ve şimdi biliyorsunuz.”

--0-- Celse sonrası gelen bilgi

Ve ben, olmakta olan ve olmayı sürdürecek değişimlerle ilgili Kuthumi’nin söylediklerinin devamı niteliğinde sizinle sadece bir dakika konuşmak istiyorum. Bu değişimler devam edecektir alan üyeleri. Önünüzdeki yıllarda – özellikle de gelecek üç yıl içinde – şimdiye kadar hiç olmadığı kadar hızlanacaktır. Bu değişimler sizin içinizde ve tüm çevrenizde olacaktır. Biz bu yüzden geçen ay dört farklı MEK/MAK hakkında konuştuk – odaktan uzaklaşmamak yeteneği, şeyleri açık biçimde algılamak, onay için dışarıya bakmamak. Sözünü ettiğimiz tüm bu şeyler alan üyeleri, değişimlerin geldiğini size bildirmek ve hazırlanmanıza yardımcı olmak içindi….değişimler gezegenin her yanında….ve kesinlikle sizin içinizde girdap halinde dönüyor.

Değişimler, Kuthumi’nin de söylediği gibi, Atlantis’te, Tien Tapınaklarında birlikte olduğumuz zamanların anılarını geri getiriyor. Onlar, bizi çok derinden yaralayan, hâlâ varolan yaralara neden olan değişim zamanlarıydı. Biz o zamanlar birlikteydik. Dünyayı değiştiriyorduk. Kendimizi değiştiriyorduk. Ve ben orada sizinle birlikte olduğum için biliyorum.

Ve biz, dünyanın geri kalanına kendi değişimlerimizi zorla kabul ettirmeye çalışıyorduk, kendimizi ve kendi yollarımızı kabul ettirmeye çalışıyorduk….anlıyor musunuz. Bu yüzden şimdi bunun dünyayı onurlandırmakla, ve başka herkesi de onurlandırmakla ilgili olduğunu söylüyoruz. Öğrendiğimiz önemli şeylerden biri de buydu.

Tien Tapınaklarında birçok büyük keşifte bulunduk, bu keşifler epey bir süre saklı kaldı ve şimdi yeniden-keşfedileceklerdir – enerjinin nasıl iş gördüğüne dair keşifler….çeşitli unsurların birbiriyle nasıl oynadığı….enerjinin, kullanıldıktan sonra bile kendini nasıl yenileyebileceği. Biz bu keşifleri yaptık, ve sonra da uzun, çok uzun bir süre saklı kaldılar.

Bu yüzden, geri gelmekte olan bu şeylerle ilintili bir korku söz konusu. Yükeselen-Atlantis-deneyiminin tümüyle ilintili olan bir korku var. Ve bu şeyler şimdi yaşantınıza giriyor. Ve siz tepki veriyorsunuz. Korkuyorsunuz. Ödünüz patlıyor. Doğru şeyi yapıp yapmadığınızı merak ediyorsunuz. Yaşantınızdaki herşeyi fazla analiz ediyorsunuz. Yanıtlar için, aydınlanma için o dışsal kaynağı bulmaya çalışıyorsunuz. Sizi kurtarsın diye bir şeyi ya da birini bekliyorsunuz. Kendinizi küçük, sadece bir insan olarak görüyorsunuz.

Sevgili alan üyeleri, Kuthumi’nin bugün söylediği gibi, siz şu anda sizsiniz. Size konuştuğum bu anda siz herşeysiniz. Siz bedensiniz, ve zihinsiniz, ve ruhsunuz, ve özsünüz, ve tanrısallıksınız. Eğer bizim görebildiğimiz gibi görebilseydiniz – ve görebilirsiniz – herşeyin bu anda olduğunu, tüm bu şeylerin şimdide zaptedildiğini görürdünüz.

Siz sizsiniz. Potansiyelleri seçebilirsiniz. Geçenlerde sözünü ettiğimiz Eski öyküleri bırakabilirsiniz. Eski öyküler sizi sınırlı bir alanda tutar, sizi hapseder. Biz bu yüzden, “Onları salıverin; onlara kızmayın, sadece enerjiyi salıverin. Yapısını bozun. Size yepyeni bir biçimde geri gelmesine izin verin” dedik. Bunların tümünü gerçekten yarattığınızı göreceksiniz.

Bazılarınız sıkışıp kaldığını biliyor. Hatta bazılarınız sıkışmışlıkta ısrar ediyor, herşeyi denemiş olduğunda ısrar ediyor, ilişki ve bolluk konularında herşeyi yaptığında ısrar ediyor. Bu neredeyse, hem talep edip, hem de bu şeylerden bazılarına asılmak gibi bir şey. Bize kızıyorsunuz. Başka insanlara kızıyorsunuz.

Yenilgiye uğruyorsunuz ve hevesiniz kırılıyor. Diyorsunuz ki, “Bu mümkün değil. Bolluğa sahip olmamı bir şey ya da biri engelliyor, çünkü denediğim hiçbir şey işe yaramadı….ya da beni ilişkilerde engelledi, çünkü her denediğimde, işe yaramadı, ve ben herşeyi denedim.” Böylece öykünüze o denli candan sarılıyorsunuz ki, çevrenizdeki potansiyelleri bile göremiyorsunuz. O kadar kızıyorsunuz ki, çevrenizdeki bu şeylerin güzelliğini ve sevincini göremiyorsunuz.

Ve sonra da yavan sözlerden hoşlanmadığınızı söylüyorsunuz. Sadece kelimelerden hoşlanmıyorsunuz. Ama sıkışıp kalmış hissediyorsunuz. Ne yapacağınızdan emin değilsiniz. Peki ne yapıyorsunuz? O sıkışmış haldeyken ne yapıyorsunuz? Sanki hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi, bizim söylediklerimiz, sizinle yaptıklarımız bile işe yaramıyormuş gibi. Ve bu, sonuçta tüm sisteminizi etkiliyor. Sisteminiz çöküyor. Ya hastalanıyorsunuz ya da aniden ölüyorsunuz, bizim tarafa geri geliyor ve herşeye yeniden başlıyorsunuz. Bu, bu kadar zor olmak zorunda değil. Bu, bu kadar meydan okuyucu olmak zorunda değil. Gerçekten değil, alan üyeleri.

Size konuştuğum şu anda – size, hepinize – yaratan sizsiniz. Tanrısallık denen o şeyi bile beklemeyin. Hiçbir şeyi beklemeyin. Siz şu anda sizsiniz.

Ayırdığımız ve parçalara böldüğümüz parçaları geri çekiyoruz. Onları biraraya çekiyoruz. Birkaç ay önce karanlık parçasını geri çekmiştik. Karanlığın tanrısallığınız olduğunu söyledik, çünkü o sizden ayrılmış, uzaklaştırılmıştı. Siz ondan korkuyordunuz. Ondan nefret ediyordunuz. Kendi kendinizi inkâr ettiniz. Biz onu geri çektik.

Biz tüm parçaları geri çektik. Tüm Eski Enerji yapılarını bıraktık şimdi, o Eski öyküleri de. Özün, canın gerçek özgürlüğü budur. Gerçek özgürlük budur. İçinden geçtiğiniz ve tüm çevrenizde deneyimlediğiniz bu değişimler zor olmak zorunda değildir. O zarif bir dans olabilir.

Bugün Kuthumi duğrudan ruhunuza, tüm diğer enerji kaynaklarına bağlanan enerjilerinize konuştu. O aynı zamanda özünüze ve zihninize ve bedeninize de konuştu. Dedi ki, “Kendinize esnek olmak için şu anda, zarif olmak için şu anda izin verin.” Kuthumi’nin dediği gibi, sen, şu anda burada oturan sen, bir tür tanrısal hayal aleminde olan değil….sen, ayrı ya da farklı olan değil…ama sen, Tanrı, tam burada, bunların tümünü şu anda sen yaratıyorsun.

Kendinizi esnek kılabilirsiniz. Kendinize sevinci verebilirsiniz. Eski öyküleri bırakabilirsiniz. Onlar size tutunmuyor. Sizin onları bırakmanızı istiyorlar…anlıyor musunuz. Sizin onları bırakmanızı istiyorlar. Bu, izin vermek kadar kolay bir şeydir.

Bu çok derine inen bir konu olabilir. Bu çok zor bir konu olabilir – eğer öyle olmasını isterseniz. Ya da, çok basit olabilir. Çok seviç dolu olabilir. Bugün Kuthumi’nin değindiği gibi çok mizah dolu olabilir. Kuthumi bu yeteneğe sahiptir. O bizi burada çok kez güldürdü. St.Germain ve Madam B ile sürekli esprileşmesi bir çok yönden biraz da sıkıcı oldu. O bir yere girip enerjilerin özgürleşmesini sağlama yeteneğine sahiptir.

Böylece alan üyeleri, değişimler buradadır. Devam edeceklerdir. Seçimlerinizi yapabilirsiniz. Kuthumi’nin söylediği şeye bayıldım, “Farzedin ki herşey şimdiden yolunda gitti…herşey yolunda. Fiziksel olarak güvendesiniz, akılsal olarak güvendesiniz, ruhsal olarak güvendesiniz. Herşey yolunda. Peki şimdi nasıl farklı yaşardınız? Yaşamın keyfini nasıl çıkartırdınız? Yaratıcı enerjilerinizin akmasına ve dans etmesine nasıl izin verirdiniz?”

Yaşantınızın bazı anlarında hepiniz sevinç ve tutku dolu bir alanda olmayı ve enerjilerle kaynaştığınız bir alanda olmayı deneyimlediniz. Kesinlikle çok keyif aldığınız bir şey yaptınız ve enerjiler sadece akıp gitti. Bu hissi biliyorsunuz – bunlar sadece birleşti. Senkronize oldu. Aktı. Herşey birlikte iş gördü. O bir sevinç ve yaratı noktasıydı. Bunun nasıl bir his olduğunu biliyorsunuz.

Eski öyküyü bıraktığınızda…yarınla ilgili kaygıyı….ve size sözünü ettiğimiz tüm o şeylerle ilgili kaygıyı saldığınızda – bu, yaşantınızın her anında olabilir. Her an, ruhun ve insanın ve benliğin birleşmiş, kaynaşmış akışına ve tüm yanıtların da hemen orada olmasına sahip olabilir. Söylediğimi reddedebilirsiniz. Size söylediklerimiz hakkında benimle tartışabilirsiniz. Ama, biz biliyoruz. Biz birçoğunuzu izlemekten biliyoruz – bu gerçektir, ve doğrudur, ve şu anda mümkündür.

Dünya, Tien döneminde yaşadığımız çalkantılı ve felaket dolu değişimlerden geçmek zorunda değildir. O zamanlar yaşadığımız savaşlardan ve işkencelerden geçmek zorunda değiliz. Dünya bundan geçmeyecektir. O, olaylar dalgacıklarından geçecektir. Farklı tekrarlardan geçecektir, ama bunlar felaket olmayacaktır.

Biz şimdi Dünya’yı batırmayacağız. Bunun için fazla yol katettik. Biz, bu fiziksel Dünya’ya uygun gelen enerjilerle Yeni Dünya’yı oluşturduk; bu Yeni Dünya yerli yerinde ve Eski Dünya’ya bağlı, birlikte ikiz gibi, sevgi dolu ikizler gibi çalışıyorlar. O, bu Dünya’nın tüm dengesini ve dinamiklerini değiştirdi, ve bu Dünya yok edilmek zorunda kalmıyor. Potansiyellerinin tamamını farketmek için artık zorluklardan geçmek zorunda değildir.

Bir an için, sözünü ettiğimiz bu Yeni Dünya’nın – hem fiziksel olan, hem de fiziksel olmayan bu yerin – Dünya’daki herşeyin, ve semavi alemlerdeki herşeyin en iyi dinamiklerini ve özelliklerini kendinde nasıl topladığını hissetmenizi istiyorum. O şimdi Eski Dünya ile nabız nabıza çalışıyor. Onların kalpleri birlikte atıyor. Bu, sözünü edeceğimiz bazı çok ilginç şeyleri, ikisi arasında oluşan bazı çok ilginç enerji modellerini ve bağlantıları oluşturuyor – aynı zamanda hem orada, hem de burada nasıl olabileceğiniz gibi.

Sevgili alan üyeleri, bildiğiniz gibi, sizi candan seviyoruz, ve bugün farklı bir enerjiyi getirmek ilginçti, size konuşanın Ben Tobias’dan farklı biri olması ilginçti. Bunu daha çok yapmayı planlıyoruz. Biz, siz değiştikçe, sürekli değişmeyi planlıyoruz.