Melekler ve Dünya dışı diğer bilincin yaşam varlıkları

SAYFA 1
Melekler ve Dünya dışı diğer bilincin yaşam varlıkları

SAYFA 2
28 Mayıs 2011 tarihinde Polonya Varşova'da şambra'ya sunulmuştur.
Başrolde Geoffrey Hoppe kanalı ile Adamus Saint Germain, ve yardımları ile Linda Hoppe

SAYFA 3
Oturum 1
Polonyanın hikayesi
Bu yazıyı okuduğunuz esnada oturumun tüm enerjisini deneyimleyebilmeniz için size ses
kaydını dinlemenizi öneririz.
Linda: Hazırsak, sizi benimle beraber bilinçli nefes içinde bulunmaya davet ediyorum. Bilinçli
nefes, şimdi anının nefesidir.
Başlangıçta Tobias bize bunu açık bir şekilde izah etti. Nefes kendimiz için yapmamız gereken
en önemli şeydir. insan, melek hepsi olan sensin.
Yolculuğumuz esnasındaki meydan okumalarda veya yolculuğumuz da diğer parçalarımıza
hizmet etmesi için ne bize yardımcı olur? sorusunu kendimize sorduğumuzda, cevap her zaman
gelir: derin ve bilinçli bir nefes.
Öyleyse sizi oturduğunuz sandalyelerinizde rahat olmaya davet ediyorum, rahatlık artık sizin
için ne manaya geliyorsa. Nefes almak şimdi anı içinde bulunmaktır. Eğer birisi en yüksek
potansiyelleri deneyimlemek istiyorsa, ihtiyacı olan tek şey, şimdi anında bulunarak nefes
almasıdır.
O halde biz şu anda derin ve bilinçli bir nefes alıyoruz, ve siz nefes aldıkça güvenli bir mekanı
yaratırsınız. Nefes ile ihtiyacınız olanı seçerek bu güvenli alanı yaratırsınız.

SAYFA 4
Öyleyse nefes alın. Nefesinizi bilinçli ve derinden alın ve şimdi uygun olduğunuzda nefesinizibırakın. Nefes alıyor ve hayatı seçiyorsunuz. Nefes aldığınızda hayatı seçersiniz.
Nefes alın ve izin verin. Nefes alın ve kendinizi hissetmeye izin verin.
ve nefes aldıkça odadaki enerjiyi hissedin, burada bulunan herkesin enerjisini hissedin.
ve nefes aldıkça Adamus'un enerjisini hissetmeye izin verin. O burada ve herkes için erişilebilir
durumda.
Derin bir nefes alın ve bu nefesi tüm bedenlerinizde genişletin ve sonra genişletilmiş enerjiyi
dışarı verin.
Nefes alın ve sizin için burada olanı kabul edin.
Nefes sayesinde bir çok şeyi deneyimlersiniz. Öyleyse nefes alın şimdi ve nefes aldıkça müziği
hissedin. Böylece duymanın ötesine hareket edersiniz. Nefes alın ve hissedin. Nefes alın ve
izin verin.
Nefes ve izin.
[Hannibal "Hallelujah" şarkısını söyler]
ADAMUS: Ben benim, Egemen alandan Adamus Saint Germain, Hallelujah
Günaydın, canım (Lindaya hitaben, onun elini öper.)
LINDA: Günaydın bayım.
ADAMUS: El sıkışmak yok. Bir centilmen el öper.(Kalabalık alkışlar)
LINDA: Çok etkileyici
ADAMUS: İki yüz yıl.... İki yüz yıl bu anı bekledim. Beraber olalım, Cauldre. Polonya'nın
ormanlarında yürüdüğümden bu yana iki yüz yıl geçti. Varşova'nın sokaklarında yürüdüğümden
bu yana iki yüz yıl geçti. Burası benim ikinci evim. Benim kıymetli toprağım. Benim kıymetli
insanlarım.

SAYFA 5
Yaptıklarınızdan fazlası var ve dahasını imajine edebilirsiniz. Bu topraklarda bildiğinizden daha
fazlası var. Bugün o kadar çok şey oluyor ki, ah, nasıl kehanette bulunalım ki?
Hadi hep beraber derin bir nefes alalım.
(Adamus dikkat çekmek için boğazını temizler)Teşekkürler bayım. Size dokunmak istedim,
enerjinizi hissetmek istedim. Aptala benzeyen şapkanızı alıp başıma takmak istedim.(Topluluk
gülerek adamus'u alkışlar) Teşekkürler. Teşekkürler. Şapkam var.
Polonya'nın geçmişi
Oh şambra, 200 yıl, ve ilk önce, umudunuzu terk etmediğiniz için size teşekkür etmekistiyorum, rüyanızdan vazgeçmediğiniz için teşekkür etmek istiyorum, insanlık tarihinin en zor
zamanlarında burada sabrettiğiniz için teşekkür etmek istiyorum.
İlginç bir detay: Polonyalılar diğer ülkelere göre daha fazla kendi ülkelerine tekrar doğmak için
eğilim gösteriyorlar.
Teşekkürler.(Sıralar arasında yürür) Aslında burada sıraların arasında bir aşağı bir yukarı doğru
hareket ederken. İstiyorum...(birini öper)... seninle biraz daha zaman geçirmek istiyorum.
Az önce ifade ettiğim üzere polonyalılar diğer ülkelere göre kendi ülkelerine daha fazla
reenkarne olmak istiyorlar. Çünkü siz uzun bir zaman önce burada bu toprağa karşı bir
sözleşme yapmıştınız. Bu sözleşme düşündüğünüzden öte bir olguyu kapsıyor.
Teşekkürler! (Adamus birinin şapkasını alır) Bu arada istediğiniz zaman benim resmimi
çekebilirsiniz.
Sizler insanların özgürlüğü üzerine bir sözleşme yaptınız. İnsan özgürlüğü: Belkide herhangi bir
yerdeki herhangi bir meleğe veya herhangi bir varlığa verilmiş en büyük hediyedir.
Biliyorsunuz ben sıklıkla insanların özgür iradesinden bahsediyorum. İnsanların özgür iradesi
var mıdır? Elbette var. Peki insanlar özgür iradelerini kullanıyorlar mı? Tabi kullanıyorlar
diyeceksiniz ama aslında kullanmıyorlar, kullanmıyorlar

SAYFA 6
Burada polonya'da uzun bir zaman önce siz bir sözleşme yaptınız ve dediniz ki burası
özgürlüğün toprağı olacak. Bu ülkenin akan nehri olmak için bu olay temamız olmuştu. Ve
dediniz ki, Bu ülke özgür olana dek, insanlar özgür olana dek, ben bir şekilde burada olacağım."
Evet bu toprağın altındaki kemikleriniz yandı.Bir çok ölüm gördünüz. Kiminiz trajik bir
hastalıktan, kiminiz kıtlıktan, kiminiz savaştan, kiminiz yorgunluktan dolayı öldünüz. Bugün
geçmişinizin kemikleri - geçmiş yaşamlarınız - salınmak istiyor. Özgürleşmek istiyor.Azat
edilmek istiyor.
Öyleyse sevgili şambra, bugünkü oturumumuzun geri kalanında geçmişinizle ilgili bu sürecin
tamamlanmasına izin verin. Size ait hayaletler serbest kalsınlar. Bu işlemi gerçekleştirerek,
böylece vermiş olduğunuz söz yani bu toprak özgürleşene kadar burada kalmanıza izin
veriyorsunuz demektir.
Evet, odada bizimle beraber melekler var, bu melekler kalpleri ile servisteler ve varlıkları ile
kendilerine göre bir ajandaları mevcut. Aynı zamanda odada bizimle beraber diğer zeki enerji
türleri mevcut, hepsi genişletilebilir ve enerjetik tiplerden. Linda, resim için ayağa kalkar mısın?
(Dinleyeciler güler)
Ancak bugün odada gerçekte ne var derseniz, geçminizin kemikleri, bu ülkenin gelişiminde
rol oynamış size ait veçheler. Geçmiş haftalarda rüyalarınızda uyananlar onlardır. Size
rüyalarınızda sebepsiz bir üzüntü hissi veren onlardır. Şimdi zamanıdır diye omzunuza dokunan
onlardır.
Siz bir çok yüzyıl bu toprak için umudu taşıdınız. Bir çok yaşamınız boyunca bu toprak için acıçeken insanları gördünüz. Şimdi kutlama zamanıdır ve bu veçhelerin gidip özgürleşmesi için
kutlama zamanıdır.
Bugün size, hizmette bulunan meleklerin bu ülke ile ne gibi bir ajandaya sahip oldukları
hakkında konuşacağım. Aynı zamanda dünya dışı zeki varlıkların bu topraklar üzerindeki bilince
ne gibi etkilerinin olduğu hakkında konuşacağım.
Öyleyse derin bir nefes alalım.... derin bir nefes...
Bir Hikaye
Size polonya hakkında küçük bir hikaye anlatacağım, bu hikayeyi melekler anlatıyor, öyle
gerçek bir hikaye ki polonyayı anlatıyor.

SAYFA 7
Anna adında güzel genç bir kız varmış. Anna'nın fiziksel güzelliği haricinde ruhsal güzelliği
adeta ilkbahar sabahındaki güneşi andırıyormuş. Anna sevgiyle dolu hayatı yaşamayı seven
saf bir kızmız. Bir gün kendisi gibi güzel insan Jan ile tanışmış. Jan güçlü fakat eğilimleri olan
birisimiş. Jan'ın yaşayan her şeye karşı şefkati varmış. Jan'ın çok derin bir ruhsal bağlantısı
varmış ve o bu bağlantının dinsel makyolarla zedelenmesine izin vermemiş.
ve Cauldre(medyum) bana hatırlatıyor belki bazılarınız makyo'nun ne olduğu bilmiyorsunuzdur.
Belki ilk defa duyduğunuz bir kavramdır. Sevgili Linda, makyo'yu nasıl tanımlarsın?
LINDA: Ruhsal gübre(güler)
ADAMUS: Ben böyle ifade edemem ancak linda vasıtasıyla ve bazılarınız vasıtasıyla
diyebilirsiniz ki makyo ruhsal çöptür. Dikkati başka şeye çeker.
Hikayeye devam edersek, Jan ve Anne tanıştıktan sonra birbirlerine aşık olmuşlar adeta
kaderlerinde yazılıymış. Hiç şüphesiz her ikiside fiziksel olarak bedenlenmeden önce ruhsal
boyutlarda bu karşılaşmayı planlamışlar ve onların arzusu hayatın verdiği hediyenin basitçe
tadını çıkarmakmış.
Her ikiside küçük bir özellik taşıyormuş, onlar oturdukları toprağı seviyorlarmış. Evet toprak çok
önemli. Bereketin alanı, potansiyellerin alanı, Polonyalılar, alan,zemin,toprak, ve çok basit.
Jan ve Anna'nın çocukları olmuş. çünkü bu hal içlerindeki tanrının doğal bir ifadesi. Çocuk
yapmak, gezegenin gelişimini devam ettirmek için diğer meleklerin buraya gelmesini sağlayan
bir kapı açar. Onlar günlerini alanda çalışarak geçiriyorlarmış. Onlar dünyayı ve doğayı
hissetmeyi ve bereketin büyümesini seviyorlarmış. Geceleri yemek yapıp şarkı söylerken jan
ve anna rüyalarından bahsederek zamanlarını geçiriyorlarmış. Polonyanın hikayesi, güzel bir
hikaye
ve biz burada hikayeyi bitirmek istersek kalbiniz neşe ve sevgi ile dolar. Ancak hikaye burada
bitmiyor. Hikayenin geri kalanını çok iyi biliyorsunuz. Çünkü hikayeyi yaşadınız. Jan ve Anna'nın
neşe dolu anlarının ortasında kıskanç bir komşuları varmış Bu komşu onların sevgisini ve
bereketini kıskanıyormuş.Bu komşu onlardan çalmaya başlamış ve gittikçe bu komşu başka şeyler çalmaya başlamış.
Jan ve Anna demişler ki, " Bizim çok fazla şeyimiz var. Önemli değil. Onların çaldığını biliyoruz,
fakat belkide onun bizden daha fazla ihtiyacı vardır demiş."

SAYFA 8
Geçen zaman içinde devlet memuru gelmiş ellerindekinden daha fazla vergi istemiş. Aynı
zamanda bu devlet memuru rüşvette istemiş. Bu durum Jan ve Anna'nın tansiyonu yükselterek
öfkelenmelerine neden olmuş. Ancak Jan ve Anna bu toprağı seviyorlarmış, çocuklarını
seviyorlarmış, hayatı seviyorlarmış hatta ceplerinde para olmadığı, karınları açken bile bu hayatı
seviyorlarmış.
Bir gün dışardan bu alana çok kaba kuvvet kullanan acımasız bir grup insan gelmiş ve
bunlar Jan ve Anna'dan topraklarının bir kısmını talep etmişler. Buna rağmen Jan ve Anna
ve çocukları hayatın içinde bir parça neşeyi hala bulabiliyorlarmış. Ancak durum giderek
ağırlaşarak zorlaşmış.
Daha sonra daha güçlü bir hükümet yetkilisi alana gelerek Jan ve Anna'ya çalışmış olduğunuz
bu arazi artık size ait değildir demiş. Ancak siz burada kalıp verginizi verdiğiniz sürece
çalışmaya devam edebilirsiniz demiş. Jan ve Anna iyice stres olmuşlar,neredeyse tüm bu
olanlardan sonra bütün bunları bırakıp başka yere taşınmayı düşünmüşler, fakat nereye
gideceklerini bilememişler çünkü bu toprak onların hayatıymış.
Onlar büyük bir umutla kendilerine demişlerki, "Olaylar yakında ve sonra daha iyiye gidecektir"
Fakat öyle olmamış. Jan ve Anna ölmüş ve çocuklarından yine aynı şeyi talep etmişler. Zorlu
işler, adaletsiz tazminatla çok az hayatlarını sürdürebilecek kadar yaşam enerjisi.
Hikayeyi biliyorsunuz. Bu sizin hikayeniz. Jan ve Anna Polonya'nın bu toprağına tekrar
döndüler. Doğdukları aynı köye bu zamanda yeniden geldiler. Söz verdikleri özgürlüğü bir kez
daha bu topraklara geri getirmek için döndüler. Fakat orada yoktu. Aksine daha fazla zorlu iş,
daha fazla güç, daha fazla başkalarına ne yapmaları gerektiğini söyleyenler vardı.
Bu hikaye böyle uzatılabilir, yüzlerce yıl, düzinelerce jenerasyon dışardan gelenlerle etkileşim,
insanlığın asaletinin engellenmesi, çalınabilecek her türlü şeyin çalınması, hatta ruhların
çalınmaya çalışılması. Bazıları kendi ruhlarının çalındığını hissetmiş.

SAYFA 9
Sevgili arkadaşlar, bu polonyanın hikayesi. Her biriniz bunun nasıl olduğunu biliyorsunuz.
Geçen 200 yıldan sonra buraya geldim, ve gördüğüm o ki bu döngü, bu zincir şimdi kırılıyor.
Gözlerinizin içine bakıyorum ve size söylüyorum çünkü umudunuz var, bu toprağa sevginiz var,
buraya sözünüz var bu ülke özgür olana dek buradayım diyorsunuz artık dışardan gelen hiç
kimse buradan bir şey çalamayacak diyorsunuz. Daha fazla yok. Daha fazla kişinin bu toprağın
enerjisini çalmasını izin yok diyorsunuz.
Öyleyse burada olmak benim için bir onurdur.

Saint Germain Polonyada
Kont Adamus Saint-Germain olduğum hayatımda, şüphesiz kendi kendime verdiğim bir titr,
bu bölgede çok fazla zaman geçirdim. Bizden bir grup vardı ve bu grup avrupa topluluğunubir araya getirmeyi deniyordu. Bu yaklaşık olarak 1740-1795 zaman dönemini içerir. Avrupa'yı
tümüyle gezdim. Krallarla, kraliçelerle, prenseslerle ve ileri gelen kimselerle çalıştım, barışı
getirmeyi denedim, Savaştan yorulmuş avrupada uzlaşma sağladım. İnsanlar için eşitliği
sağlamaya çalıştım. Çünkü her yerde insanlar temel hak ve özgürlüklerden mahrumlardı.
Her insanın kendi hayatını kendi seçimleri ile yaşama özgürlüğü vardır. Her insanın topraktan
geçinme hakkı vardır. Her insanın şeref ve saygı duyulmaya hakkı vardır. Her insanın kendi
rüyasını gerçekleştirme hakkı vardır. O rüya her neyse.
Avrupa'nın bu zaman diliminde -17.yy ortalarından sonlarına doğru- çok fazla bozulmuş güç
mevcuttu. Kraliyet aileleri çok fazla şeyi kontrol ediyorlardı. Onların inanç sistemine göre
köylüler ve insan köleleri olmalıydı. Bu durumlara ilaveten kilise gibi gruplardan, olgulara
muazzam karışmalar oluyordu.
Şimdi burada bir kaydı temizlemek istiyorum. Ben Sananda enerjisi ile beraber bulunuyor
bu enerji ile çalışıyordum. Sananda bir meleksel düzendir. Dünyadaki beşeriyete hizmet için
çok aktif bir şekilde servis vermektedir. Bu Sananda düzeninin dünyada beşeriyet ile çalışan,
beşeriyete kişisel hakimiyetin -kendini tanımanın- nasıl olduğunu gösteren temsilcileri vardır. Siz
onlardan birini Yeshua (Hz.isa) ismi ile biliyorsunuz. Jesus ismini kullanmayı sevmiyorum çünkü
onun gerçek adı değil ve o isim onun enerjisini yansıtmıyor.
Şimdi bu zaman süresince sizin hristiyan kilisesini orjinal arketipleri adını verdiğiniz kavramlara
kendimi çok yakın hissediyordum. Kilisenin temelleri kendini sevmek, kendine güvenmek(iman)
ve kendi gücü üzerinden sorumluluk duyarak hakim olma üzerine kuruluydu. Ancak geçen
yüzyıllar içinde kilise büyüdü ve yozlaşmaya başladı. Gizemleri gelenlerle paylaşmaktan
uzaklaştı. Küçük bir azınlıktaki insan kendini büyük güçlerle donatır oldu. Bu durum ışığı örttü.

SAYFA 10
Avrupayı birleştirmeyi denerken, kilisedeki güç sahipleri, kraliyet aileleri ile meydan okumalar,
hesaplaşmalar oldu. Hatta kendi ajandasına sahip melekler ve beşeriyetle ilişkili dünya dışı
varlıklarla bile meydan okumalar oldu. Yaptığımız işin merkezi polonyaydı. Niçin? Polonya
beşeriyetin özgürlüğü için en yüksek potansiyeli taşıyordu. Polonyalıların toprakla derin ve
samimi bir ilişkileri vardı. Polonyalılar söz vermişlerdi ve sizde özgürlük için söz verdiniz.
Bundan fazlası bu toprak melek savaşlarının geçtiği odak noktaydı.
Avrupa uluslarını bir araya getirmek için yapılan çalışmalardan sonra, kraliyeti elinde
bulunduranların kontrolü kimseye vermek gibi bir niyeti olmadığı ortaya çıktı. Keza aynı
durum kilise babaları içinde geçerliydi, kendi kalelerinden çıkmak istemiyorlardı. Bu noktada
odağımız değişti ve odak şu an amerika olarak bilinen yere yöneldi. Yeni toprak, yeni özgürlük
ve yeni fırsatlar sunuyordu. Süreçte bir sürü polonyalı amerika'ya gelerek yeni atlantis'in bir
parçası olmaya karar verdiler. Bir gün eve geri döneceklerini biliyorlardı ister bu yolla ister
enkarnasyonla veya uçakla, her ne sebeple olursa olsun eve döneceklerdi. Onlar bu sefer
özgürlük için dönüyorlar, bu mekanda büyük enerji değişiklikleri yapmak için dönüyorlar.
Derin bir nefes alalım...
Sizden bir süreliğine neleri yapmış olduğunuzu hissetmenizi istiyorum. Bir çok yaşamlarınız
boyunca özgürlük için verdiğiniz söz ve umudun enerjisini sabit bir şekilde tuttunuz.
Başkan Barack Obama'nın burada bugün olması tesadüf müdür? Her neyse. Bu öyle birtesadüfki onlar şu an oturduğumuz yerden bir kaç yüz metre ötede oturuyorlar. Aslında tesadüf
değil. Onları buraya getirip başkanla bir arada konuşmalarını sağlayan nokta, konuştuklarımız
ile aynı. Bizimle aynı şeyi konuşuyorlar. Enerji, Enerji.
Şu anda toplandıkları odada ne oluyor? Onlar yeni polonyayı planlıyorlar. Özgürlüğün
polonyası, bereketin polonyası, sağlığın polonyası ve alanların polonyası. Sevgili arkadaşlar
önemsediğiniz bu toprak çok uzun zaman sonra Anna ve Jan'ın gerçek toprağı haline geliyor.
Öyle bir toprak ki yaşamın tadını çıkaracaksınız.

SAYFA 11
Hadi çok çok derin bir nefes alalım...
Biyolojik ihtiyaçlarınızı karşılamak için bir ara verelim. İlk oturumu bitirirken Linda nefes ile bize
rehberlik edecek. Hannibal müziği ile destekleyecek bizi.
ve ben döneceğim çünkü ben Adamus size servisteyim.
LINDA: Hepinizi bizimle beraber bilinçli bir nefes almaya katılmaya, davet ediyorum.
Derin bir nefes alın, nefesi tamamiyle hissederek almak için kendinize izin verin, nefesi kendi
hızınızda alın, genişletin ve nefesi dışarı verin.
Her nefesinizde burada başlattığımız olgunun gerçekleşmesine izin veriyorsunuz. Şimdi'de
olmak için kendinize izin verin. An'daki potansiyelleri şimdi nefesinizle içinize çekin. Nefes alın
ve seçiminizi kutlayın.
Nefes alın ve müziği dinleyin, kendinize izin vermek hissetmektir.
Nefes alın ve izin verin, kendiniz için nefes alın.
Nefes..
[Hannibal çalar ve söyler]

SAYFA 12

OTURUM 2
MELEKLER
BEN BENİM ADAMUS, ve kahretsin gurur duyuyorum bundan (Oturumcular alkışlar)
Bazen düşünüyorumda sınıfımda sizin uyumanıza neden oluyorum, fakat Hannibal eğer
burdaysa biliyorum ki o sizi uyandıracak! Hannibal ile çalışmayı seviyorum çünkü o sesiyle ruhu
buraya getiriyor. Ağzını açmaktan dolayı sıkıntı çekmiyor ve söylemeye devam ediyor. Peki ya
siz? (sinirli bir gülüş)
Evet ruhu beraberinizde getirmek çok önemlidir.(Oturumculardan birini seçer) Biliyorum benden
şu an nefret ediyorsun, fakat daha sonra beni seveceksin.(Güler) Hadi ses verelim. Ahhh! sesi
çıkartabiliriz Görelim. Hadi hep beraber yapalım. Hazır mıyız?ŞAMBRA(kadın): Ahhhhhhhhhhhhh!(Oturumcular alkışlar)
ADAMUS: Güzel, güzel güzel ve bir kez daha fakat bu sefer gerçekten getirelim onu. Öyleyse
üç, iki... üç..
ADAMUS VE ŞAMBRA(Kadın):Ahhhhhhhhhhhhh!
ADAMUS: Teşekkürler. Teşekkürler. Sınıfımda bu şekilde oturamazsınız. Teşekkürler

SAYFA 13
Hannibal, lütfen. (Adamus Hannibal'ı sahneye davet eder)
LINDA:Uh-oh.
ADAMUS: Arkadaşlar şu an bunu yapmamızın nedeni burada çok fazla sıkışmış enerji var.
Siz bunu bastırıyordunuz, hatta sesinizi uzun bir zamandır bastırıyordunuz, şimdi insanların
polonya'nın sesini duymasının zamanı.
Öyleyse Hannibal, tabiki mikrofon olmadan, buradaki duvarı sesinle salla, buradan.
HANNIBAL:Yayaa-aaaaaaaaaaa-ah!
ADAMUS: Evet(oturumcular alkışlarlar) Şimdi sizin sıranız, lütfen ayağa kalkın.
HANNIBAL: Ağzınızı açın ! Derin bir nefes alın, evet ağzınızı kocaman açın ve...
ADAMUS VE HERKES:Ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh!
Ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh!
HANNIBAL: Sesinizi yükseltin! Eğer öksürürseniz sorun değil. Boğazınızdaki
enerjiyi temizler. Şimdi giderek daha derinleşeceğiz, derin nefes...(herkes)
Ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh!
HANNIBAL: Bir kez daha. Hadi bu odayı sallayın. Haydi gelin buraya, ve.. (Herkes)
Ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh!
ADAMUS: Teşekkürler, Hannibal.
LINDA: vav!
ADAMUS: Teşekkürler.

SAYFA 14
LINDA: Vaov, vav, vaovv! (Seyirciler alkışlar)
ADAMUS: Ah! Enerji hareketlendi.
Sevgili arkadaşlar, sizler mesajcılarsınız, eğer sesiniz yoksa nasıl mesaj taşıyan olabilirsiniz?
Ayak parmaklarınızın arasından mı mesajı ileteceksiniz? Belinizdeki butonu hareket ettirince miileteceksiniz? Tabiki sesinizle ileteceksiniz.
MELEKLER
Haydi melekler hakkında konuşalım. Şu yumuşacık kanatları olan şeylerden bahsedelim.
Meleğin tanımı onun bir mesaj ileten olmasıdır.(Adamus birisinden melek halesini alıp kafasına
takar) Biliyordun bunu yapacağımı di mi? (Güler)
Hannibal gibi bir meleği beğendiniz mi?
HANNIBAL: Severim
ADAMUS: Evet o yükseklere dokunuyor. Evet fakir Cauldre(medyum) çok mahçup. Fakat biraz
farklı bir şeyler yapmak iyidir, biraz ritmin dışına çıkmak iyidir. oh sana hediyem güzelim(birisine
elini uzatır)
ŞAMBRA(KADIN): Teşekkürler
ADAMUS: Evet melekler, tanımlarsak mesaj iletenlerdir. Bu aslında yunanlıların tanımıdır.
Aslında dünya varolduğundan beri melekler vardı. Bir çok kategoride melek vardır fakat sonuçta
hepsi mesaj iletendir.
Siz de meleksiniz. Ancak uzun bir süre önce bir mesaj ileten olduğunuzu unuttunuz ve
tabi mesajın ne olduğunuda unutttunuz. Böylece sesinizi kaybettiniz. Sesinizi kaybetmeniz
güveninizi kaybetmenize neden oldu. İşte bu noktada alanınızı makyo dediğimiz ruhsal çöplerle
doldurdunuz. Bu çöpler sizi yordu ve depresyona girdiniz sonra ne yapacağınızı merak ettiniz.

SAYFA 15
ve tüm bu karışıklığın ve kendini unutmanın ortasında, siz başka şeylerle kendinizi
özdeşleştiriyorsunuz. Gurular yaratmaya başlıyorsunuz ve üstadlarınız oluyor. Başka
alemlerden gelen mesajlara takılıyorsunuz ve bazen benim içime kendinizi biraz
yerleştiriyorsunuz. Fakat biliyor musunuz bunun olmasına izin vermem. Gelirim oraya ve derim
ki,"Hayır, hayır, hayır" O senin içinde ben sadece sana tekrardan hatırlatıyorum. Ben sana
seninde melek -ilahi yasa- olduğunu hatırlatıyorum. Şimdi mesaj ileten olarak kalbinden gelen
mesajı iletmeye başlamanın zamanıdır diyorum. Başkalarının kelimelerini kullanmana gerek
yok. Başkalarının tekniklerini kullanmana gerek yok. Böylece bu büyük adımı atarken niçin
bugün burdayız?
Hadi biraz daha melekler hakkında konuşalım. Bu noktada size göksel alemin tarihçesi ile
bir ders vermek gerekiyor. Tahtaya biraz çizecem. Çizmiş olduğum resimleri ve diagramları
sevmiyor musunuz? Unuttuğunuz bu basit şey için heyecanlanmıyor musunuz? Çok
konuştuğumu düşünmüyor musunuz? Şimdi tahtaya yazacağım. Bana bir kalem verir misiniz.
Melekleri iyi anlamak için, dünya tarihinin önemini anlamız gerekir. Burada dünyanın
yaratımından bahsediyoruz. Şimdi bu noktalardan teker teker bahsedeceğim. Her detayı
hatırlamak zorunda değilsiniz.
Meleksel Tarih
144.000 ruhsal aile vardır. Bazen bunlar kendini meleksel aileler olarak ifade ederler. Bu aileler,gruplar dünya'ya gelmeden evvel içinde bulunduğunuz oluşumlardır. Bu planların aileler gibi
isimleri vardır. Mesela Mikail'in evi, Cebrail'in evi, Rafael düzeni,Zadkiel,Metatron,Sananda ve
bunu dahada uzatabiliriz. Bu 144.000 ismi hatırlamak asla önemli değildir Önemli olan sizin
bunlardan birinden geldiğinizdir.
Siz onların mesajcısı, liderlerin birisiniz. Ruhsal ailenizi geride bırakarak tüm yaratımda
keşfedilmesi gereken bir şeye yardım etmek için bu sürecin bir parçası oldunuz. Görüyor
musunuz? yaratımın genişlemesini. Bu olay fiziksel evrenin genişlemesinden ziyade tüm
yaratımın genişlemesine etki etmektedir. Bu noktada burada duruyorsunuz. Öyleyse bu 144.000
aile bir toplantıda bir araya gelerek dediler ki, " Bizler yaratımın genişlemesini sürdürmek
için kendi aramızda bir noktada hem fikiriz. Çünkü aksi taktirde bir çökme veya daha kötüsü
varlığımızda tezahür edecek. Bu noktada fikirlerin görüşülmesinden sonra bir ortak iş birliğine
gidilmesine karar verildi.

SAYFA 16
Bu düzenin adına Arc düzeni dendi. Arc kelimesinin anlamı köprünün ötesinde veya biraraya
katılım demektir.
(Çevirmenin notu: Eski taş köprülerin mimarisinde köprünün her iki yakasından inşa edilen köprü en sonunda
uçlarda birleşir. İşte birleştiren taşın adına kilit taşı denir. Köprünün ortasında yapıyı tutarak stabil kalmasını sağlar.
kemerli, kubbeli yapılarda yerleştirilen son taş. kemer veya kubbenin en yukarıdaki taşıdır ki cüssesinin küçüklüğü ile
görevinin büyüklüğü ters orantılı. kilit taşını çıkardığınızda yapının yıkılması kaçınılmazdır. Aslında bu düzene kilit taşı
düzenide denilebilir. Köprünün görüntüsü aynı zamanda yayı andırdığı için arc ifadeside kullanılır.)
İşte bu kilit taşı düzeni fiziksel evrende enerji çıkmazı sorunun çözülmesi için bir kurulum
hazırladı.
Kilit taşı düzeni bugün bile mevcuttur. Çok aktiftir. Bu düzen beşeriyete hizmet için çalışan
meleklerden kurulmuştur. Bu düzen dünya adını verdiğiniz yeri tahayyül etti. Dünyanın yerini
belirledikten sonra burasının çalışma alanı olmasına karar verildi.
Öncelikle ilk olarak meleklerden kurulu bir grup dünyanın yakınına gönderildi. Bu melekler
gezegenin fiziksel katmanına gitmediler. Bu ilk gelen melek grubana tohumlayanlar diyoruz.
Tohumlayanlar toprağa tohum eker gibi gezegende oluşumu başlatmak için tohumladılar.
Yaklaşık olarak 250.000 adet tohumlayan melek boyutlar arası alemlerden gezegene gelerek
hayat gücü enerjisini dışa vurdular. Onlar gezegenin üzerine ışıkla nefes verdiler. ve ben burada
ışık derken neyi kastediyorum, burada odalarda aydınlatma amacıyla kullandığınız ışıktan
bahsetmiyorum veya karanlık zıttı manasındaki ışıktanda bahsetmiyorum. Burada ışıktan
kastımız bilincin en saf özünün dışa vurumundan, yayılımından bahsediyoruz.
Öyleyse tohumcular gezegene ışıkla nefes verdiler ve gezegen ortaya çıkanı bünyesinde
absorbe etti. Gezegen ışığı absorbe ettikçe bünyesinde kristal yapılar meydana gelmeyebaşladı. Dünyanın çekirdeği bugün bile kristal bir yapıdır. Devasa fiziksel ve enerjetik bir
şekilde dünyanın merkezindedir. Bilim adamlarınızın düşündüğü şekilde dünyanın merkezinde
erimiş lavsal bir yapı yoktur. Bilakis buradaki kristal yapı çok yüksek güçte manyetik ve elektro
manyetik karakterde davranışlar gösterir.
Bu kristal yapı giderek kirlenmeye başladı ve dünyanı üzerindeki kayaları oluşturmaya başladı.
Bu kristallerin bazıları fiziksel formdayken bazı orjinal kristaller saf enerji halindedir.
Tohumlayıcılar işlerini başarıyla tamamladıktan sonra, Gaia(dünya ana) ismindeki melek
Gaiahsee düzeninden buraya geldi. Kristal oluşumlar tamamlanınca ikamet etmek için buraya
geldi. Gaia'yı siz dünya ana olarak bilirsiniz.(Çevirmenin notu, mesnevide gayya kuyularından
bahseder, gayya burada dünya ana kastedilmiştir) Onun işi dünyanın kristali ile bağlantıya
geçerek gezegendeki ormanlara, bitkilere, atmosfere, sulara ve hayvanlara hayat enerjisini
soluyarak vermektir.
Dünya şimdi meleklerin gelmesi için hazırdı. Fiziksel bedene enkarne olacak meleklerin gelmesi
için gerekli alt yapı sağlanmıştı. Bir başka grup melekte bu enkarnasyon süreçlerini desteklemek
için gaia'ya destek olacak şekilde pozisyon aldılar. Daha sonra bunlarda beşeriyete enkarne
olacaklardı. Bu grubun adı gözlemcilerdi. Gözlemcilerin sorumluluğu sürekli olarak gözlemlemek
ve dünya üzerindeki enerjilerin düzeylerini kontrol etmekti, çünkü bu iş gerçekten çok önemliydi.

SAYFA 17
Cherubim(Kerubim) adı verilen başka bir grup daha vardı. Onların sorumluluğu her zaman
dünyanın çevresindeki diğer boyutlar arasındaki enerjetik bağlantıları sürdürmekti. (Birisi
ressam sephası getirir) Teşekkürler. Evet, güzel. Öyleyse bizim... Arka taraf burayı görüyor mu?
(Oturumcular cevaplar "Evet") Güzel. Tohumcular..(Adamus tahtaya yazar) Gayya. Gözlemciler
ve Kerubim. Güzel ve Ophanim. Arkadan göremesenizde tahtaya yazmayı seviyorum. Önemli
değil, sadece kelimeler.
Gözlemcilerin gözlem yapacağı zannediliyordu, Kerubim hayati ve önemli enerji bağlantılarını
sürdürecekti. Bazılarınız kerubimi, kerublar olarak biliyor. Oku ve yayı olan küçük şişman
melekler olarak resmedilmişlerdir. Bağlantıları kurmak amacıyla o şekilde resmedilmişlerdir.
Ophanim'in manası ise enerjiyi akışta tutarak hareket ettirendir.
Şimdi bir çok, bir çok melek grubu vardır. Eğer daha fazla araştırma yapmak isterseniz
Enoch'un kitabına bakabilirsiniz, orada dünyadaki meleklerin hikayeleri geniş bir şekilde ifade
edilmektedir.
Tüm bu varlıklar, tüm bu melek gruplarının belirli bir sorumluluğu vardı. Dünyaya gelip fiziksel
bedende tatbikat yapacak ruh varlığının hizmetinde olmaktı. Sonuçta bu ruh varlığı insan
boyutunu deneyimleyecekti. İsis'in özü -dişil enerji- Adem'in özü ile birleşti - eril enerjiyle - Bu
işlem esnasıda cebrail planı ile çalışıldı. Bu plan yeni kurulan Ark -kilit taşı- düzeni vasıtasıyla
evrendeki diğer varlıklara bir çağrı yaptı. Burada bu düzen hakkında bir şey söylemek
istiyorum.(Adamus çizer) Biliyorum onlar göremiyorlar. Bu genç kuşaklar için.
Tamam bu çağrı tüm evrene tüm yaratıma yapılarak gönüllüler arandı. Eğer çizimdeki güneş
biraz yenmiş duruyorsa, ki bu doğrudur biz buna aynı zamanda büyük merkezi güneş diyoruz.
Ve sevgili arkadaşlar sizler bu çağrıya cevap verdiniz. Enerjinizi fiziksel realite ile uyum yapacak
şekilde düşürdünüz.(Adamus çizer) Ve adamus bu bizim yaşadığımız gezegene benzemiyor
derseniz(güler) Oturumcularda güler(Linda:Hahaha) Evet benzemiyor.Sizler enerji skalanızı düşürerek maddi ortam olan bu yere geldiniz. İlk başları sadece
dünya'da yaşayan türlerle aranızda enerjetik bir ilişki vardı. Sonuçta bu bağlantı giderek arttı
ve siz dünya'ya doğmaya başladınız. Bu süreçle beraber doğum döngüsü başladı ve doğum
döngülerini enkarnasyon süreçleri takip etti.

SAYFA 18
Hatta bazen dezenkarnasyon sürecinden sonra buraya dönmek istemediğinizi söylediniz fakat
sizi bir şey tekrar buraya getirdi, aynı aileye bir kez daha doğdunuz.
Bu şekilde dünya üzerinde hayat devam etti. O zamanlar siz lemurya zamanlarını
deneyimliyordunuz. Fiziksel bedene uyum sürecinden geçiyordunuz. Fiziksel realite denilen şu
haleti sevmeye başladınız ve birden bir şey oldu, ki her zaman olur peki ne oldu?
Biliyorsunuz az önce bir sürü melek grubundan söz ettik. Onların gezegendeki beşeriyet için
kendilerine atanmış görevlerde bulunacaklarını ifade ettik. Ancak melekler hakkında bilmeniz
gereken bir şey daha var. Onlar duyarlı varlıklardır. Onlar duyarlı şeyleri severler mesela
renkler, sesler ve müzik ilgilerini çeker. Şimdi bir dakika için kendizi onların yerine koyun. Bu
gezegende enkarne olan başka melekler var - yani siz - bu dünya denilen oyun sahasında gülüp
oynuyorsunuz. Birbirinizle sex yapıyorsunuz, güzel yemekler yiyorsunuz ve onların burada
oturup sizi izleyeceklerini mi zannettiniz?. Onların sadece bağlantıları kuracağı zannedildi. Siz
zaten bunu kendinize özgü bir şekilde gerçekleştiriyorsunuz. Onların enerjiyi hareket ettirmeye
yardımcı olacağı zannedildi fakat siz gerçekte enerjiyi hareket ettirmek istemiyordunuz. Siz
sadece enerji ile oynamak istiyordunuz.
Bir gün bu gözlemciler adındaki grup dedi ki " Biliyor musunuz, önemli değil. Beşeriyet ile
biraz seks çok önemli bir olay değildir. Eğer söylemezseniz, ben de söylemeyeceğim" (Güler)
Öyleyse..(lindaya) hikaye mi beğendin mi? (Linda heyecansız bir şekilde, "Ha,ha,ha") Bu haleti
görmek için resmettim (adamus güler)
Gözlemciler
Bu gözlemci grubu, gözlem yapmanın ötesine geçtiler. Burada nasıl olduğunu ifade edeyim.
Öncelikle size rüyalarınızda göründüler. Bu çok kolay bir kapıdır. Sizinle rüyalarınızda çalışmak
onlarda fiziksel realiteyi hissetme olanağı verdi. Açıkçası fiziksel bir dokunuş değildi ama
birazcık benziyordu. Sonra onlar sizin zayıf noktalarınızı keşfettiler - Hareketsiz tıkanmış
enerjiler. Bu enerji yoğun ve kütlevi idi. Sıkışmış enerji, duygular, travmalar, akan enerjileri
paylaşmaya karşı gönülsüzlük olabilir.
Daha sonra onlar sizin zihninize doğru hareket ettiler. Onlardan önce zihin kötü gelişmemişti,
fakat onlar sizde açık buldular. Çünkü zihnin mantal fonksiyonları ve yapısı göreceli olarak
zihne kaymayı daha kolay hale getiriyordu.
ve sonra onlar eğer bir kişinin içine yeterince derinlemesine girerlerse o bedeni kontrol eden ruh
varlığının yerine o bedeni kontrol edebileceklerini buldular. Özetle karşılaştıkları kişilerin, erkek
ya da kadın, bedenlerinin kontrolünü aldılar. Böylece seksüel ilişkiyle birbirlerine katıldılar. Onlar
DNA'nın, spermin, yumurtanın çalışmasına etkide bulundular

SAYFA 19
ve böylece doğacak çocuğa kendi enerjetik parmak izlerini bıraktılar. Bu durum onları giderek
beşeriyetin realitesine iyice yaklaştırdı. Bu noktadan itibaren doğan yeni tip insana Nefilim adını
verdiler.
Nefilim, bu çocukların oldukça yüksek hassas bir doğaları mevcuttu. Diğer boyutlarla iletişime
geçmek bu çocuklar için çok kolaydı ve bu çocuklar sezgisel olarak bir çok şeyi biliyorlardı,
onların yaptıklarını cadı büyüsü, astroloji ve okültizm olarak adlandırabilirsiniz. İçeceklerimizi
çevir(Adamus ve çevirmen burada bir şey içerler) İyi? iyi.
Şimdi, burada yaratılan enerjetik açıdan dengesizdi, çünkü gözlemciler biliyorlardı ki burada
verdikleri sözleri bozmuşlardı. Onların küçük gözlemci çocukları dünyada gözükmeye
başlamışlardı. Bu noktada beşeriyetin bilincinde gerçekten bir dengesizlik mevcuttu. Bütün bu
olanlara artı bir de seksüel enerji virüsünün doğmasına zemin hazırlıyordu. Tobias seksüel
enerjiler söylevini mesajını ileten kişiydi. Eğer bu kursu daha almadıysanız, şimdiden bu
kursu almanızı öneririm böylece günlük yaşamda bu güçlerin nasıl sizi ve toplumu etkilediğini
keşfedersiniz.
Nefilimler yüksek seksüel enerji dengesizliği taşıyorlardı, ve bir noktada onlar dünyayı ele
geçirmeye yeltendiler. Bu süreç Atlantisi kesinlikle etkiledi, ve söylendiği üzere Azura Timu,
atlantisin büyük savaşçısı bir nefilimdi.
Gözlemcilerin diğer bir kısmından bir hareket daha geldi, Hareketi yapanlar daha saf halde olan
kerubim ve ophanimdi. Bunlar dünyadan nefilimleri ayıklamak istediler. Basitçe bu varlıkların
dünyaya bir daha enkarne olmaları engellenecekti. Bir daha doğamayacaklardı. Bir çok
yüksek melek düzeni bu sürece destek amacıyla katıldı ve böylece nefilimler bir daha dünyaya
gelemeyeceklerdi. Hatta bu sürece sebep olan gözlemciler bile bir şeylerin yanlış gittiğini fark
ettiler ve yaratıları kontrol dışına çıkmıştı.
Nefilimler isyan ettiler. Onlar amiyane tabirle kendi türlerini öldürmeye başladılar, böylece ölen
diğer boyutlara geçmeye başladı. Bir antlaşma -iki taraflı antlaşma- doğrultusunda öldürdüler.
Böylece yakın dünya alemlerinde nüfuslanmaya başladılar. Yakın dünya alemleri göksel
alemlere yakın mekanlardır.

SAYFA 20
Evet derin bir nefes alalım... ve şimdi kahveyi dinleyiclere çevirelim.(Adamus çevirmene
söyler) Ben önce içeceğim, sonra sen içeceksin (Onlar kahvelerini içerler) Ah! güzel, kelimeleri
çevirmene gerek yok, enerjileri çevir !
Büyüleyici bir oturum? Belki?
Şimdi dünyanın çevresindeki fiziksel olmayan alemlerde nefilimler asılı duruyorlar ve onların
bir sürü kendi ajandaları mevcut. Onlar tüm dünyayı nefilimler ile doldurmak istiyorlar ve diğer
herkesi iptal etmek istiyorlar. Onların planı devam ediyor ve diğer gezegenleri kendi türleri ile
doldurmak istiyorlar hatta tüm evreni kontrol etmek istiyorlar. Niçin? Bilmiyorum. Sanırım çünkü
orada...
Savaş, meleklerin savaşı şimdi başladı. Ben onların hepsine melek diyorum, çünkü hepsi
aynı kaynaktan geliyorlar. Nefilimler bile mesajı iletenlerdir. Nefilimler sizin iyi melek olarak
adlandırdıklarınızı köle yapmayı denediler, yani size hizmette bulunan melekleri. Sizin yunan
mitolojisindeki hikayeler aslında gerçekten meleklerin savaşı üzerine kuruludur.Başlangıçta, savaş enerjetik alemlerde tezahür ediyord ve siz dünyanın etrafındaki cennetler
olarak adlandırabilirsiniz, fakat daha sonra gezegenin kendisini etkilemeye başladı. Dünyanın
atmosferini etkilemeye başladı. Ve tabi, çünkü hava etkilendi dolaylı olarak ekinler etkilendi ve
bu süreç dünyanın kristallerinin rezonansını değiştirdi. Bundan sonra elektromanyetik alanlar
ve dünyanın kalp atışı olarak bilinen Schumann rezonansı etkilenerek giderek daha fazla
dengesizleşti.
Bir noktada, nefilimler dünyadaki insan nefilimleri etkilemeye başladılar, böylece tekrar savaş
çıkardılar. Savaşla toprakları ve zenginlikleri ele geçirmeyi denediler. Bu noktada gökteki
savaşın yeryüzüne indiğini söyleyebilirsiniz. Şüphesiz bu oluşuma karşı savaşan iyi insanlar
vardı.
Sevgili arkadaşlar, dünya üzerinde çok uzun zamandır süre gelen melek savaşları, insanların
savaşları haline geldi. Atlantis'in son günlerinde dünya üzerindeki en büyük savaşlardan biri
gerçekleşti. Savaş vasıtası ile oluşan kesilme ile açıkçası dünya okulunu sonlandırılması
düşünülüyordu.
Savaşlar ve Polonya
Sizi bir noktaya getireyim. Meleklerin savaşı sizin bu polonya dediğiniz ülkede yoğun bir şekilde
kısmen son 1200 yıldır oynanıyor.

SAYFA 21
Jan ve Anna'dan gelip varlıklarını çalan nefilimdi. Nefilim onların mülklerine el koydu, nefilim
çocuklarını köleleştirdi. Bu toprakları rahatsız eden nefilimdi. Onlar bu işi etkileyerek yada iyi
insanları - rüyalarında etkileyerek, zayıf noktalarını keşfederek, zihinlerini etkiledi.
Bu polonya dediğimiz toprak özgürlükten, özgünlükten bahsederken diğerleri buraya gelerek
sınırlamalar meydana getirdiler. Biraz rusya toprağı, biraz almanya toprağı, biraz avusturya
toprağı ve tüm bunlar Jan ve Anna'nın zamanında - polonya'nın iyi insanları - toprağa ve
oradaki varlıkların özgürlüklerine odaklandılar. 1700'lerin sonlarına gelene kadar polonya'nın
varlığından bahsetmek gittikçe zordu neredeyse polonya yok olacaktı. Toprak paylaşılarak
başkaları arasında bölüşüldü. Böylece tarihinizde sözlüklerde polonya kelimesi yer almayacaktı.
Meleklerin savaşı dünya üzerinde her bir polonyalının enerjisini tüketip, ruhunu çaldıktan sonra
yok olmasına neden olacaktı.
Fakat siz, Jan, ve sen, Anna, umuda tutundunuz. Dediniz ki, "Bir gün bu toprak özgürlük ve
refaha kavuşacak, bir gün bu toprak ışığın geldiği yer olacak. Bir gün biz ayağa kalkıp diyeceğiz
ki, "Daha fazla yok" daha fazla tüketilmeye hayır.
Niçin?
Şimdi, bir kaç dakikalığına konuyu dağıtayım. Niçin bunlar oluyor? Sizler iyi insanlarsınız.
Çoğu insan öyle. Yaratımda neden böyle şeyler oluyor? Niçin tanrı çıkıp "Uh, buna izin
vermeyeceğim?" demiyor ? Çünkü tanrının sesi bastırıldı. Tanrı bu şekilde konuşamıyordu.
Tanrı saklanıyordu. Siz, arkadaşlar, tanrının bir parçası olan siz " daha fazla yok" demeyi
unuttunuz.Tüm olan yaratımda bazı güçler var, cennetlerde ve tüm bu yerlerde bulunan bu güçlerin
inancına göre melekler,insanlar, ve varlıklar özgürlüğü, sorumluluğu tam anlamıyla kaldıramıyor.
Dünyada gördüğünüz bu enerji, savaşla, çalmayla ve güçsüz bireyler yaratarak, hareket ediyor.
Tabi bu süreç diğer boyutlar içinde geçerlidir. Bazı varlıklar grubu var. Bunlara göre her ne varlık
olursa olsun ilgili varlığın doğru bir özgürlüğü/sorumluluğu taşıyabileceği inancı yok. Bu noktada
bu varlıklar kendilerini lider olarak atfediyorlar, Kural koyucu, diktatör olarak atfediyorlar. Çünkü
onların inancına göre sizler özgür olmayı kaldıramazsınız. Gezegende dinlar var, ister inanın
ister inanmayın onlara göre siz özgürlüğü taşıyamazsınız. Onların inancına göre beşeriyet zayıf,
hatalı ve günahkar.
Yaratımın başka boyutlarında tanrı olmadığına inanan melekler var. Bir nevi ateist melek
diyebilirsiniz. Çok eğlenceli(oturumdakiler güler) Teşekkürler. Gülmeniz için sorduğum
zamandan nefret ediyorum.

SAYFA 22
Hatta bu varlıklar astral alemlerde, etherde mevcutlar, çünkü onların mantığına göre tüm bu
yaratım şans eseri olmuş. Fiziksel evrenin var olmasından dolayı utanç duyuyorlar. Çünkü
onların inancına göre şans eseri şeyler bu hidrojenle çok zaman geçirmişler.
Öyleyse bunların ajandası, dolayısıyla tüm varlıklar için özgürlük taşımayan birinin ajandası
kontrol ve bastırmadan ibarettir. Ve siz bunun olması için izin veriyordunuz. Onlar giderek
şişmanlar ve zengin olurken ve her zamankindan daha çok güçlenirken gerçekten şaşırtıcı.
Kontrol ve baskılamaya izin vermek gerçekten şaşırtıcı.
Bu topraklar neler gördü? Bu topraklar kendi kendine titr veren ve toprağı yönetenler oldu.
Onlar o kadar abarttılar ki kendilerine kral diyolardı ancak polonyalı bile değillerdi. Ancak siz
bunun olmasına izin verdiniz. Jan ve Anna, siz boynu bükük yere baktınız ve bir gün daha iyiye
gidecek dediniz. ve öyle oldu. Sizin umudunuz, inatçılığınız, cehtiniz ile oldu ancak bu kadar
uzun sürmesi gerekir miydi? Bu kadar acı çekmeye, yıkıma, kendini iptal etmeye gerek yoktu.
Diğer boyutlar her varlığın kutsal olduğu düşünenler vardır. Onların inancına göre her varlık
özgündür ve kendi özgünlüğüne sahip çıkma hakkı vardır. Böylece kişisel seçimler ile kişisel
gelişimler sağlanır. Onlar sonsuz olan birliğe inanırlar. Bu işaret edileni tanrı olarak etiketlemek
istemiyorum. Çünkü tanrı çok beşeri bir kavram ve her zaman olumlu şeyleri çağrıştırmıyor.
Öyleyse ben onu sonsuz bir olan hakkında konuşuyorum. Hayatın ve sevginin kaynağı.
Bu grubun inancına göre sizin ruh dediğiniz aslında sonsuz bir olanın içinizdeki bağlantısı
ve veçhesi olarak ifade ediliyor. Aynı zamanda siz buna bilinç diyorsunuz. Bilinç basitçe
farkındalıktır.
ÇEVİRMEN: yeah. Bu ve o aynı kelime.
ADAMUS: Kelimelerin oyunu. yeah
Evet, onların inancına göre sizin ruhunuz var. Ve benim sevgili arkadaşlarım, bu aynı zamanda
benim bildiğim. Biliyorum sizin ruhunuz ve bilinciniz var, özgürlüğe hakkınız var, özgünlüğe
hakkınız var, ve hayat dediğiniz bu akışın tadına bakarak gezegende yaşama hakkınız var. Bu
tadına bakış esnasında meleklerin müdahalesine gerek yok. Bu melekler size hizmet etmek
için buradalar. Onlar sizin efendiniz değillerdir. Onlar sizin gurularınız değillerdir. Onlar bu
gezegende yaşadığınız deneyimi zenginleştirmek için mevcutlar.Bu diğerleri, karanlık melekler, onlar sürelerinin sonlarına geliyorlar. Onlar tüm varlıkların ışıktan
olduğunu anlamaya başlayacaklar. Onlar hatta herşeyin özünde ışık ve karanlığın bir araya
geldiğini idrak edecekler. Bu aynı zamanda dualitenin sonlanışın başlangıcı demektir.

SAYFA 23
Sevgili arkadaşlar, bu gezegen ve bu ülke giderek farklı hale gelecek. Biraz zaman alacak ama
en sonunda farklılaşacak.
Hadi bunun için derin bir nefes alalım.
Bugün muazzam bir değişiklik ve dönüşüm meydana geliyor. Bugün. Aynı zamanda yeni
bir düzeye geçiyoruz, bu karanlık melekler son duruşlarını sergiliyorlar. Varlıkları üzerine
sizinle müzakare yapmayı deneyeceklerdir. Kendi küçük parçaları hakkında sizinle müzakare
yapmak isteyeceklerdir ve daha önce dediğim gibi uzlaşma yapmak yok. Teröristlerle müzakare
yapılmaz. Karanlık bir melek ile müzakere yapılmaz. Sizin yaptığınız gibi onlar özgün olmak için
aynı potansiyele sahiptirler. Sizin yaptığınız gibi aydınlık ve karanlığı birleştirme potansiyeline
sahiptirler.
Burada yemek arası vermeden önce bir şey yapmak istiyorum. Buradan bir mesaj göndermek
istiyorum. Sizler mesaj iletenlersiniz, doğru değil miyim? Hadi bir mesaj gönderelim.
Biz savaşmayacağız; biz seçim yapacağız. Biz müzakere etmeyeceğiz. Biz bu konuda
direteceğiz. Bize ait bir parçayı köleleştirilmiş olarak geride bırakmayacağız. Biz tüm
bedenlerimizde kendimize münhasır olacağız. Beşeriyetin işine çomak sokan bu güçlere
biz anlatacağız. Sizin hayatınızla, gelişiminizle, mutluluğunuzla oynamaya devam edenlere
söyleyeceğiz. Bizler hepsine aynı mesajı vereceğiz. Bu mesajı kendine isa maskesiyle tanıtan
bir nefilime ben söylemiştim. Daha fazla yok! Daha fazla yok!
Bu ihtiyacımız olanı ifade etmektir. Siz berrak bir seçim yaparsınız. Deneyimlersiniz ve
tamamlanmıştır. Bu yüzden ben size gözlerinizi açın, farkında olun ve berrak bir seçim yapın
diyorum.
Yemek aramıza doğru giderken ben Hannibal'ın sahneye gelmesi için davet ediyorum. Piyano
için hazır olun. O bir kaç şarkı okuduktan sonra sizi tutkunuza katılmaya davet ediyorum. Haydi
benim favori parçam olan Ray Charles şarkısı "Hit the road jack", bunu kullanın.
[Hannibal "Hit the Road Jack" parçasını topluluğa okur.(Burası kayıt alınmamış)]

SAYFA 24

OTURUM 3
UZAYLILAR (Dünya dışı bilinç türleri)
LINDA: Tamam o halde, odadaki heyecanı hissedin. Sizin bir sonraki kanal bilgisine hazır
olduğunuz biliyoruz, Lütfen, coşkuyla bir nefes alın ve enerjinin sizi doldurmasına izin verin.
Derin bir nefes alın, ve hissetmek için kendinize izin verin. Nefes alın ve hissedin.Nefes alın ve tüm potansiyellerin sizinle birlikte olduğunu fark edin. İlahi potansiyelinizi fark
edin. Yüksek benliğinizi buraya davet edin ve beraber nefes alın. Yüksek benliğiniz sizinle
deneyim yapmak istiyor. Nefes alın.
Nefes alın ve kabul edin. Nefes alın...
[Hannibal şarkı söyler]
ADAMUS: Ben benim, Özgün alandan Adamus.
Öğleden sonra burada farklı bir enerji var, belki de yeni düzeye geçmeler ve değişimler
meydana geliyor? Ah, belki de ne olduğunu hatırlamaya başlıyorsunuz.

SAYFA 25
Telepatik olarak bazılarınızın sorduğu soruyu duyuyorum, diyor sunuz ki "Onlar daha önceden
bunu bize neden söylemediler?" Güzel soru. Belkide size bu bilgiyi aktaracak birisi yoktu.
Belki birileri daha önceden bunu duymak istemedi. Belki bu karanlık meleklerle ışık meleklerin
oyunu biraz daha devam etmeliydi. Belki birileri bunu bilipte korkusundan konuşmak istemedi.
Korkmasının sebebi olacak olayların sonuçlarından korkuyordu.
Öyleyse burada ucuz koltuklara oturun, Aslında, güzel enerjiye oturun. Göreceksiniz herşey geri
gelecek.
Şimdi bu oturuma başlarken, bazı enerjilerin arasından geçelim. Sevgilim(oturumdaki
izleyiclerden birine yönelir) hımmm, size bunun olacağını söylemiştim di mi? Evet, evet.
Tamam, şimdi derin bir nefes alalım, Bunu nasıl yapacağınızı biliyorsunuz, fakat bugün başka
konular var.
Çok derinden bir nefes alalım ve o derin nefesi dışarı verin.
(uzun bir ara)
Derin nefes
ŞAMBRA2(KADIN):Ahhhhhhhhh!
ADAMUS: Güzel, Şimdi, sizi hala tutan bir şey var. Onun çıkmasına izin verin, onun bir kaç ay
sonra tekrar gelmesini istemiyoruz.
ŞAMBRA2(Ağlar): Ahhhhhhhhhhhhh!(oturumdakiler alkışlar)
ADAMUS: Evet! Bizimle ne yaşadığını nazikçe paylaşabilir misin? Bugün ne oldu?
ŞAMBRA2: Orada ağlarken çok duygulandım
ADAMUS: Mmmm. Evet
ŞAMBRA2: Hissediyorum....ADAMUS: ne için ağlıyordun...?

SAYFA 26
ŞAMBRA2: Polonya'da olmamız hakkında söylediğin hikaye aynen benim yaşadığım hikayeye
benziyordu. Burada konsantre olmuş odak noktasını ararken ve sonra özgürlüğümü aradığımı
fark ettim. Daha sonra tekrar Amerika'ya gittim daha fazla özgürlük bulmak için.
ADAMUS: ve sonra tekrar geldin mi?
ŞAMBRA2: Evet.
ADAMUS: Olayı biraz daha tırmandıracam. Umarım söyleyeceklerime fazla takılmazsın, fakat
fotoğrafta ne görüyorsun?
ŞAMBRA2: Buraya gelerek mi?
ADAMUS: Bugün orada oturuyorsun. Fotoğrafta ne görüyorsun?
ŞAMBRA2: Barışın resmini
ADAMUS: Mm hmm.
ŞAMBRA2: ve neşe.
ADAMUS: Kendin için?
ŞAMBRA2: Söylediklerimi kendim içinde görüyorum bundan eminim (durur) Polonya içinde
ADAMUS: Evet, peki şimdi olması için neye ihtiyacınız olduğunu hissediyorsun?
ŞAMBRA2: Her birimiz içimizdeki özgürlüğün sorumluluğunu almalıyız.
ADAMUS: Evet, güzel.
ŞAMBRA2: Bu bizim seçimimiz.
ADAMUS: Evet, iyi. teşekkürler(Oturumdakiler alkışlar) Teşekkürler.

SAYFA 27
MELEK SAVAŞLARI
Bir çok ay önce sorulmuş bir soru var, Polonya'da niçin kötü şeyler oluyor? Neden her şey tam
iyi gidecekken bir anda bir düşüş meydana geliyor? Niçin polonya' avrupa'da ilk anayasalardan
birini geliştirmek istediğinde birden bir bir saldırıya uğruyor? Neden polonya dünyanın
görebileceği nadir en iyi eğitim sistemlerinden birini geliştirdiğinde, onlar yok ediyorlar? Neden
her seferinde polonya tam özgürlüğün kokusunu almışken birden bire onlar gelip yönetimi ele
geçiriyorlar? Neden felaketler, mesela şu hükümet yetkililerini taşıyan uçak bir anda neden
düştü? Şunu söylediklerini duymuştum, eğer polonya'nın kötü şansı yoksa, onlarında herhangibir şansı olmamalı
Öyleyse tüm bunlar nedir? Kötü bir lanet mi? Büyü mü? Kötü yemekler mi? İyi yemekler mi?
Sevgili arkadaşlar bunların tümü melek savaşları ile ilişkili. Bu süreç çok, çok uzun bir süredir
devam ediyordu. Diyebilirsiniz ki bu savaşın odak noktası, merkezi Varşovaydı.
Buna benzer bir başka enerji bulgaristan'da mevcut. Düşünüldüğü yoğunlukta değil. Şöyle
denmişti,karanlık melekler cehennemin çukurlarına atılarak oradan çıkmaları engelleniyordu.
Fakat polonya'daki karanlık melekler yakalanamamıştı, onlar hala sokaklarda yürüyor
ve ormanda pusuya yatmışlardı.(Çeviriye gülenler oluyor) Onlar size gülüyor bana
gülmüyorlar(bazıları alkışlar, Adamus kıkırdar)
Evet sevgili arkadaşlar, dünya üzerinde hiç bir yerde bu yoğunlukta melek savaşları olmuyor,
fakat tüm bunların sonlanma zamanı gelmiştir.
Şu anda bir çok şey oluyor. BU ülkenin bilincinde değişiklikler var. Şimdi bir şey söyleyeceğim
fakat sevgili mesajcım Cauldre bunu söylememi istemiyor. Onu bir dakikalığına kadar kenara
itiyorum ve seremonik bir şekilde oturacağım.
Sıklıkla, dinsel organizasyonlar melekler için en kolay hedeflerdir - nefilimler için, karanlık
melekler için - çünkü onlar yapıları beğenirler, bu yapıların çeşitli düzeylerindeki çoğu varlık sizin
saf bir kalp diyebileceğiniz hallerden

SAYFA 28
uzaktırlar. Seksüel enerji virüsü bunları istila etmiştir ve bir numara, herşeyden daha fazla
önemlidir - ve ben burada linda'ya uyuyorum - ...'nın dengesizliği (Adamus linda'ya fısıldar) Eril,
dişil(O tekrar yüksek sesle söyler) Eril ve dişil.
ADAMUS: ...'nın dengesizliği... dengesizlik...Linda fısıldar. Evet şimdi duyuyorum. Eril, dişil
dengesizliği.
LINDA: Oh tahmin edeyim, o çok basit(güler)
ADAMUS: Basit olanları denemeyi bırakacağım.
LINDA: Eveet, tabiki seksüel enerji virüsü.
ADAMUS: Kesinlikle, eril ve dişil enerji dengesizliği
Burada işaret ediyorum, dini ve kilise organizasyonlarında bu dengesizlik net bir şekilde
güçlüdür. Bu gösterdiğim nokta size melek savaşlarının nerede olduğunu ifade edecektir.
Cauldre, şimdi geri gelebilirsin (Adamus kıkırdar) Bana diyor ki bir ülkeye gidip orada din
hakkında konuşmak çok nazik bir davranış değilmiş fakat ben dinler hakkında konuşabilirim.
Buradan anons yapacağım ve Cauldre vasıtası ile kitap yazacağım o bunu istemezse başkası
vasıtasıyla dinler hakkında yazacağım. Evet onlar bir sürü güzel şey öğretiyorlar fakat onlar
dengesiz hale geliyorlar. Niçin bu günlerde, bu çağda kilise, kadınları, bir rahip olarak, gerçeğin
ifade edeni olarak konuşmasına imkan vermiyor. Neden diğer dinler kadına yer vermiyor? Budurum bir farkındalık yaratmıyor. Bilakis bu durum bir şeylerin yanlış gittiğini gösteriyor. Evet
konumuza geri dönersek...
Polonya üzerinde çok uzun zamandır melek savaşları olmaktadır. Bizim bulunduğumuz alem
tarafından sıklıkla ifade edildi, polonya üzerinde her zaman sorun bulutlarını görebilirsiniz fakat
bunların hepsi değişiyor. Değişiyor çünkü burada umut taşıyan insanlar mevcut - siz genişleyen
bilincinizle buradasınız - siz daha fazla yok dediniz - daha fazla yok; buradaki insanlar diğer
boyutlardan ışığın yeni düzeylerini, bilincini buraya getirdiniz. ve bu insanlar Ben presibini
anlıyorlar. Ben benim prensibini
Cevap başka yerlerde değil. Cevap başka birinde değil, bilakis cevap sizde
İyi haber o ki bu varlıklar şimdi burayı terk etmeye başladılar. Gözlemciler

SAYFA 29
dünya üzerinde dengenin gözlemlenmesi hizmetini verenler ve dünyadaki iletişim ağlarını tutan
kerubimler ve beşeriyete hizmette olan diğer melek grupları şimdi burayı terk ediyorlar.
Gaia(gayya), dünya ana, burayı terk ediyor. Bu süreç yarın gerçekleşmeyecek belki ancak şu
anda olmaya başladı. Önümüzdeki 100, 200 belki 1000 yılda onun enerjileri burayı terk edecek.
Beşeriyetin gözlemcilere ihtiyacı yok. Onlar için enerji bağlantıları kuran, enerjiyi hareket ettiren,
sorumluluk alan birilerine ihtiyaç kalmıyor. En nihayetinde Gaia adındaki bu varlığın gezegen
için bakım işlerine girmesine gerek kalmayacak.
Bunu sizler yapacaksınız. Sorumluluğunuz kendinize dikkat etmek ve aynı zamanda gezegenin
sorumluluklarını yerine getirmek olacak. Gözlemciler diğer boyutlar arasındaki bağlantılardan
ve bu bağlantıların sürdürülmesinden sorumluydular. Artık bunu sizin yapmanızın zamanı
gelmiştir.Boyutlar arası iletişimin sorumluluğunu sizler alarak diğer boyutlarla ilişki içinde
olacaksınız. Böylece o enerjileri gezegene bağlayacaksınız. Şimdi burada uzun zamandan beri
bulunan varlıklar burayı terk ederken büyük bir kutlama meydana geliyor.
Haydi, derin bir nefes alalım...
Bir zamanlar denmişti ve belkide yanlış ifade edilmişti, incil'de yazar, der ki: alçakgönüllü olan
gezegende türeyerek ikamet edecek. Ancak hayır, benim inancımda o ayet şöyle okunmalı,
insanlar gezegende türeyerek ikamet edecekler. Çok merak ediyorum bu mütevazi, alçak
gönüllü kelimesinin anlamını küçük,zayıf manasına kim çevirdi. Çünkü diğer insanlar ayeti
böyle okuyor. Fakat ben biliyorum ki, ve siz biliyorsunuz ki, insan varolanların en üstün tekamül
basamağında yer almaktadır.
Öyleyse gözlemci olmak, gaia olmak, her şey olmak bu size bağlı ve çocuklarınıza bağlı ve
çocuklarınızın çocuklarına bağlı...
Nefilimlere ne oldu?
Dediniz ki Nefilimlere ne oldu? Tanrıların oğulları, insanların kızları. Kitabım, polonyaca (Yeni
enerjide üstatlığın polonyaca çevirisi ile ilgili olarak birine konuşur) Güzel okuyorsun. Al sana
bir hediye (Birileri onun önerisine güler) Danimarka'ya bunu geri getir ve onları afallat, serseme
çevir.Nefilimlere ne oldu? Evet ilginç bir mevzu. Bir çokları tekrardan bu beşer bedenine enkarne
oldular ve bu dünya adını verdikleri yeri sevdiler.

SAYFA 30
Nefilim soylarından koparak uzaklaştılar... bu bir dna bağlantısı değil onlara özgü nefilim ışığı
diyelim. Onlar saf insanlarla birlikte sevgiyi paylaştılar. Onların çoğu bu insan deneyimini,
insan yolculuğunu çok sevdiler. Onların hiç bir zaman gezegenin kontrolünü almak gibi bir
arzusu olmadı. Aslında onlar deyim yerindeyse kendilerini çok iyi entegre ettiler. Diyebiliriz ki ya
kabiliyetleri yok ya da nefilim soyunu eski yöntemlerle devam ettirme arzuları yok.

UZAYLILAR
Şimdi derin bir nefes alalım ve diğer bir kategori olan uzaylılara bakalım. Linda, bizim sevgili
arkadaşımızı buraya getirebilir misin.(Linda şişme balon bir uzaylı getirir)
Uzaylılar, hımm. Açıkçası bir uzaylı ile bir melek arasında çok basit bir fark vardır. Meleklerin
orjinal sorumluluğu dünya'da doğuma yardım etmek ve bakım işlerini sürdürmektir. (Birisi
gülerek ses çıkarır) Her zaman çığlık atar. Her zaman çığlık atar. (Adamus kıkırdar)
Ah, şimdi bunun üzerine bir uzaylıyı koyalım... onun yanında duracağız veya sağına
oturacağız(elindeki uzaylı bebek balonunu tutar) Lütfen onu benim sandalyeme oturtmayın.
Yapmayın(oturumdakiler gürültülü bir şekilde gülerler) Güzel.
Öyleyse, uzaylılar. Uzaylılar dünyanın dışındaki enerjilerden gelirler. Diğer bir deyişle, eğer
bu dünyaysa (Adamus tahtaya çizer) melekler temelde dünyanın gelişim düzeyleri ile çok
ilişkilidirler. Çünkü onlar bu gezegenin yaratımına yardım ettiler. Onlar kendilerince enerjinin
nasıl çalıştığını biliyorlar ve o şekilde sessizce geldiler...(pır pır eden bir gürültü).. sessizlik
Uzaylılar için diyebiliriz ki, onlar diğer boyutlardan gelirler fakat buradaki diğer boyutlar
ifadesinden sizin fiziksel galaksiler anlaşılmamalıdır. Daha çok diğer fiziksel olmayan
boyutlardır.(pır pır eden bir gürültü devam eder, adamus iç çeker)
Melekler genellikle grup tabanlı çalışırlar. Onlar ülkelerle veya büyük organizasyonlarla
çalışırlar. Uzaylılar çok organize değillerdir, aynı zamanda onlar bu gezegenin fiziksel realitesine
yakınlaşmaktan pek haz etmezler, korku duyarlar Teşekkürler. Teşekkürler, benim uzaylı
arkadaşım.

SAYFA 31
Uzaylılar genellikle fiziksel formlarda bulunmazlar. Uzaylılar daha önce insan enkarnasyonunda
bulunmamışlardır - hatta bu yanımdaki bile (Adamus elindeki uzaylı balonu için konuşur) -
Uzaylılar genellikle buraya küçük metal gemilerle gelmezler, onlar çok yaklaşmamaya çalışırlar.
Şunu tahayyül edin. eğer bu bir mıknatıs olsa, ve bu mıknatıs o kadar kuvvetli ki her birinizin
üzerindeki her türlü metali, arka odadaki demeden diğer koridordaki herşeyi kendine doğru
çeksin. O kadar güçlü ki herşey yapışıyor. İşte dünya adlı bu gezegende burada daha önce
bulunmamışlara aynı etkiyi yapıyor. Dünyanın yoğunluğu, kütlesi bu tarz şeyleri çekiyor.
Dünyaya o yüzden galaksinin çok, çok uzak bir köşesinde deniyor.Çok şiddetli bir şey var... Fiziksel olarak düşünüyorum. Çok şiddetli bir çekiş var. Eğer başka bir
yolla bu mıknatısı ifade edersek dünyanın ruhsal çekimi, bilinen diğer gezegenlerden çok çok
yüksek.
İşte bu uzaylılar dünyada neler olup bittiği ile çok yakından ilgililer. Aynı zamanda çok
yaklaşırlarsa bu çekim tarafından emileceklerinide çok iyi biliyorlar. Sonra hemen insan
enkarnasyon prosesine dahil olarak doğum sürecine girecekler. Bu şekilde hayattan hayata
devam edecek. Onlar tuzağa düştüklerini düşünüyorlar. Bu olay sıklıkla olmuyor ama meydana
gelen vakalar daha önce olmuştur.
Bu noktada uzaylılar uzakta duruyorlar.Ancak onlar sonda -uydu- adını vereceğiniz yapılar
gönderiyorlar. Bu sondalar bazen fiziksel bedene sahip oluyorlar fakat bu sondalar bünyelerinde
gerçek bir varlık barındırmıyorlar. Bu sondaları bir nevi biyokimyasal robota benzetebiliriz. O
uzaylıyı o mekanda simüle ediyor fakat içindeki varlık gerçek bir uzaylı değil. Öyleyse onların
ufo adını verdiğiniz küçük metal gemileri dünyaya çarptığında onlar sadece kendilerinin bir
imitasyonunu veya robotunu kaybediyor diyebiliriz.
Uzaylılar burada nelerin olup bittiğini gerçekten merak ediyorlar. Ancak burada gezegeni
kurtarmak gibi bir amaçları yok. Eğer onlar bu amaçla burada olsalardı bunu çok önce
yaparlardı. Gizli bir formülü bir kağıda yazarak her hangi bir kişiye verirlerdi.
Uzaylılar aslında sizde olan fakat kendilerinde olmayan bir şeyi talep ediyorlar. (Adamus
duraklar) Dramatik duraklama

SAYFA 32
Hissetmeyi istiyorlar -hissetmek- Ruhun hissini istiyorlar. Onlarında ruhu var fakat genel
konuşursak sizin kalp, sevgi, tutku dediğiniz haller onlarda mevcut değil. Büyük kafaları var.
İnsan zihnine benzemeyen bir zihin yapıları var. Onlarında zihni, insan zihni gibi çok yapısal ve
analitik. Ancak bir kalbe sahip değiller.
Onlar buraya sonda - fiziksel bir sonda - gönderiyorlar. Ben buna rüya sondası, enerjetik sonda
diyeceğim. Elbette onlar geldiler ve sonda insan -genç insan- ve sondalar gelerek sizi bilincinizi
başka bir hale dönüştürdüler. Daha sonra onlar beyin, duygular, ve hisler üzerine sondaj
yaptılar. Sizin tarihinize sondaj yaptılar, karmik kayıtları incelediler ve bundan daha fazlası ise
onlar sizin duygularınızı kendilerini tutturdular, ilişkilendirdiler. Onlar o duygularla büyülendiler.
Burada enteresan bir noktaya temas etmek istiyorum. İnsan duyguları aslında beyinden gelir.
Duygular, ruhtan veya kalpten(şuurdan) gelmez. Duygular beyinden gelir. Ancak onlar bununla
büyülendiler çünkü beyinin etkisini hissettiler fakat bu onlar için tipik bir beyin davranışı değildi.
Burada bulunanlar için daha doğrusu buradaki topluluğun %18'inin uzaylı sondası mevcut.
Genellikle gençlik yıllarında, bazıları için yakın geçmişte bu durum söz konusu. Uzaylılar
bu sondajları çıkarmayı deniyorlar, bu durum sizi biliçsiz bir hale sokuyor. Ancak henüz
hissediyorsunuz, size birşeyler olmuş. Birisi duygularınıza ve tarihinize zorla girmeye çalışıyor.
Genellikle, aslında... bunun çok uzun dönemde bir etkisi yoktur fakat siz fiziksel olarak bilirsiniz
size bir şey olduğunu fakat neydi hatırlayamazsınız.
Bu oturumun sonunda Hannibal'den müzik yapmasını isteyeceğim. Bu müzik bir şeyler yapacak,
size hatırlamanıza yardımcı olacak, dramatik olmayan bir şekilde, duygusallık yok ve bırakın
neyse gitsin. Aslında onlar hiç bir şey almadılar. Durumu şuna benzetebiliriz birisi gününortasında sizin oturduğunuz evin kapısını kırıyor, buzdolabınıza bakıyor, eteğinizin altına
bakıyor ve tabi kişisel fotoğraflarınızı ve foto albümlerinize bakıyor. Bunu yaparken hiç bir şey
almıyorlar, hiç bir şeyi kırmıyorlar ancak sadece kişiye özel mahremiyetin istilası söz konusu,
işte bu varlıkların yaptığı tam olarak budur.
Öyleyse bu oturumun sonuna geldiğimizde size soracağız - şimdi değil - Ancak bu size uygun
müzikte, Ben(Adamus kafasından kırmızı şapkayı çıkarır)... size uygun müzikte.. evet sıcak

SAYFA 33
Size uygun müzikte... oh evet, evet bunu tutacağım fakat bu sende daha güzel
duruyor.(Adamus şapkayı izleyicilerden birine verir) Tamam, sıcak, sıcak.
Öyleyse sevgili şambra, umutla bu sizin hatırlamanızı sağlayacak ve olanı serbest bırakacak.
Bundan sonra şunu unutmayın, kendi evinizin sahibi sizsiniz, bu ev sizin ruhsal evinizdir. Hiç
kimse sizin izniniz olmadan giremez.
Bu varlıklar düzenli sondajlar yaparlar, ve onlar hala aradıklarını bulamadılar. DNA'ya baktılar
ve oradada bulamadılar; Zihine baktılar, hafızayı incelediler ve bulamadılar. Onlar kendi
medeniyetlerini geliştirmeye çalıştılar fakat tekrar çok mantal düzeyde oldu, yaptıklar işte kalp
yine eksikti.
Dedim ki size tüm yaratımda en yüksek yer dünyadır ve insanlar bunu unuttular. Beşeriyete
göre ise onlardan daha zeki gelişmiş varlıklar dışarıda oradalar. Beşeriyet hatta bu
varlıklara kendi güçlerini teslim etti. Tüm yaratımda insan yaratımından daha gelişmiş bir tür
bulunmamaktadır. Sonra sen ve sen, her biriniz daha gelişmişsinizdir. İnsan olmaktan daha ünlü
bir şey yoktur. Yaratımda aşkla ve bilgelikle dolu insandan başka bir varlık yoktur. Yaratımda
kendini bu kadar zor bir noktaya koyan meydan okumalarla karşı karşıya kalan başka bir daha
yoktur. Tüm bu eforlar kendi içindeki ilahiliği keşfetmektir.
Sizler kendinizi çok sıradışı durumlara sokuyorsunuz - acı çekmek, üzüntü duymak ve yalnızlık,
ve tabiki çok yüksek neşe ve mutluluk - tüm bunlar içinizdeki ilahi keşfetmenin yolları. O sizsiniz
- hepiniz - Bu uzaylı medeniyetine giderek bunları öğreteceksiniz. Onlara önemsemeyi, sevgi
ve tutkuyu anlatacaksınız. Onlara yolculuğun tadını çıkarmayı öğreteceksiniz. Bu işi konuşarak
değil yaşayarak yapmalısınız. ve bu uzaylı kardeşler bunu beceremiyorlar. Onlar gerçekte
yaşamıyorlar. Onlar sadece yaşıyormuş gibi yapıyorlar. Siz sevgili arkadaşlar yaşıyorsunuz.
Bazı varlık tipleri var, bunlar uzaylı ve kendilerini fiziksel olarak buraya projekte ediyorlar ve
sondalarını sürekli dünyaya gönderiyorlar, fakat onların sondası şuna benzemez... daha çok
bir radyo dalgasıdır. Oradadır fakat gerçekte size etki edemez. Başka tip uzaylı türleri ise size
karışmayı deniyorlar. İki grup var. Bunlardan birine Zetalılar diye çağırıyoruz. Onlar zetalılar -
zeta grileri. Zeta gri, rengi gri.

SAYFA 34
Zeta Griler
Zetalar aşağı yukarı bu yükseklikte. Onlar gölgemsiler. Gölgelere benziyorlar. Onların fiziksel
yoğunlukları yok. Onlara biz Zeta grileri diyoruz çünkü gri rengine benziyorlar. Onlar diğer tipteki
uzaylılardan, dünyaya daha fazla yaklaşan bir türdür ve ben onlara beslenenler diyorum.Yemeklerini sizin kapalı duygularınızdan alıyorlar. Onlar küçük çocukları korkutmayı
seviyorlar. Hatırlayın çocukken size çatı arasına çıkıp veya bodruma inip bir şeyler getirmeniz
söylendiğinde yanınıza zetalar gelirdi çünkü taşıdığınız korkuyu biliyorlar ve buna bayılıyorlar.
Onlara aynı zamanda bodrum fareside denir. Yatağınızın altına saklanmayı severler ve sonra
siz uyurken oyunlar oynarlar. Onları gerçekte göremezsiniz onlar gölgemsi varlıklardır fakat
duygulara bayılırlar çünkü onlarda bulunmaz ve bu onlar için yemektir.
Uyuduğunuz zaman çevrenizde takılmayı severler, Linda bunu iyi bilir. Sevgili Linde Zetalardan
neler öğrendin bakalım?
LINDA: Eğer onlara gidin dersem buna uymak zorundadırlar.
ADAMUS: Oh, Linda görünen o ki bu çok basit, gerçekten doğru mu bu?
LINDA: Eğer yeterince çığlık atarsanız, kocanız gecenin ortasında söyleyecektir size.(kıkırdar)
ADAMUS: Zetalar aslında zararsızdırlar. Sizi incitemezler. Size fiziksel zarar veremezler, fakat
sizi her zaman korkuturlar. Bu tarz takılmaya bayılırlar. Onlar küçük cinler gibidirler. Odadan
korkarak dışarı çıkıp çığlık attığınızda size gülerler. Yapacağınız şey basittir. Onlar emredin.
İnsan bilincinde değişik bir fenomen var ve bu şuna benzer: İnsanların inancına göre eğer birisi
öldüyse, ölen kişi, yaşayandan daha zekidir. Siz birisi öldüğünde birden bire aydınlanıp her şeyi
bildiğini sanıyorsunuz. Hatta sizin içinizde giydiği şeyleri görebildiğini düşünüyorsunuz. Çok
eğlenceli.

SAYFA 35
LINDA: Ha, ha,ha,ha
ADAMUS: Hatta bu ölmüşler sizin düşüncelerinizi gördüklerini mi zannediyorsunuz? Hayır.
Hayır, hayır, hayır. Öyleyse bu zetalar sizden daha zeki değiller. Aslında onlar çok ilkel. Ancak
bir sürü insan onlara güçlerini teslim ediyor.
Zetalar kolaylıkla emir-komuta ile yönetilebilirler. Basitçe, "Beni terk etmeni istiyorum!" veya
bunu söylemek istemiyorsanız "Öne çıkıp bana kendini göstermeni istiyorum" Onlar hemen
gideceklerdir. Onlar gözükmek istemezler. Onlar küçük gölgelerdir. Aslında onlarla oynanabilir,
fakat onlar için sizin zamanınız yoktur, o yüzden onları gönderin gitsinler.
Sürüngenler
Diğer genel bir kategori ise sürüngenimsilerdir. Sürüngenler başka bir boyutun çok özel bir
bölgesinden gelirler. Sürüngenler evrende genellikle içinde bulundukları mekanı domine etmek
isteyenler olarak bilinirler. Onlar bazı zamanlarda kesin fiziksel karakteristikler alırlar ve oldukça
kendilerini güçlü gösterirler. Çok uzunlar ve gerçekten çirkindirler. Sürüngenler; krokodil ve
timsahlar gibi aynı özelliklere sahiptirler. Kendilerine özgü sondaları vardır ve bununla bir
şekilde fiziksel özellikleri simüle ederler. Ancak bu simüle etme işlemini uzun süre yürütemezler,
belki bir günün yarısı kadar bu simülasyon devam edebilir.
Onlar kendilerini insanlara tanıtırlar. Özelliklede güçlü insanlara. Bu güçlü insanlarla
müzakereler yaparlar. Bu insanlara gelişmiş bir medeniyetten geldiklerini eğer işbirliği
yapmazlarsa dünyayı yok edeceklerini söyleyerek onları manipüle ederler. Bu manipülasyoniçindeki insanlarda başkalarını manipüle eder.
Avrupa'da ve Amerika'da çok zengin ve göze çarpan aileler vardır. Bunlara sürüngenimsiler
gizlice sızmışlardır. Sürüngenimsiler bunlara gücün ilüzyonunu vermişlerdir. Mesele daha
fazla sihi gücü veya manüpülasyon gücü vermişlerdir. Sonuçta bunların hepsi yapaydır.
Sürüngenimsilerede tıpkı zetalara söylediğiniz gibi "Burayı terk etmeni istiyorum" demeniz
yeterli olacaktır.
Şimdi, Zeta hemen terk eder. Sürüngenimsi derki: "Ben güçlüyüm. Ben kuvvetliyim. Ben
gelişmiş bir medeniyetten geliyorum ve sen sıska insansın" Bunun üzerine bu sürüngenimsiye
tekrar " Burayı şimdi terk etmeni söylüyorum" dersiniz.

SAYFA 36
Şimdi, sürüngenimsiler insanlar hakkında şunu iyi bilirler, insan kendine güvenmez. İnsan
gücünü dışarıdaki bir şeye teslim eder. Bunun üzerine sürüngenimsi, insanla müzakere etmeye
başlar. İnsana birşeyler önerir. Her zaman kendilerinin ne kadar gelişmiş ve güçlü olduğundan
bahseder. Bunu bir sürüngenimsi varlığın önünde yaptığınızda, " Burayı terk etmeni istiyorum"
dediğinizde (Adamus tükürür) şimdi ! Dışarı! Kapının dışına! Onlar sizi rahatsız etmeyi keserler,
çünkü her zaman takılabilecekleri birileri olur.
Sürüngenimsi, yılan, insan dilinde mantal yeteneklerle ilişkilendirilmiştir. Sürüngenler zekidir -
entellektüel anlamda zekilik - Ancak onların bir bilgeliği yoktur. İnsanlar için geçerli olan - ve
tabi sizde olan - bilgelik, içgörü, tutku,şefkat ve his onlarda yoktur. Sürüngenimsiler hiç bir iyi
sebeb olmadan insana aşağıdan bakar. Çünkü onlar insanı zayıf bir varlık olarak görürler. ve
kalbinizin, sevginizin zayıf olması gerektiğini düşünürler.
Ama açıkçası, eğer onların medeniyetlerine bakarsanız, ve insanın dünyası ile karşılaştırırsanız,
insanların daha sevgi dolu olduğunu, daha bilge dolu olduğunu görürsünüz. Tabi burada
beşeri kelimelerle ifade ediyorz onların ev ortamları -gezegenleri yoktur- karargahları gri-yeşil
renkte, çok monotomsudur. Onlarda müzik yoktur. Onlar sanat nedir bilmezler. Onlar nasıl
gülüneceğinide bilmezler. Şimdi bana söyleyin hangimiz daha gelişmiş bir medeniyetiz.
Bir şey, polonyayı bunun için herzaman severim. Bu şey giderek gelişiyor bu da sanattır.
Sanatlar - opera,müzik,resim,şiir- işte bu polonyadır. Bu ülkenin güzel insanlarına her şey
olmasına rağmen siz sanatı canlı kılmayı başardınız. Ben sıklıkla söylerim, sanat, dünyayı
kurtaracaktır.
Uzaylılar hakkında bir kaç nokta daha ifade edelim. Ben resmi olarak açıklıyorum. Ben resmi
olarak bir durumu ifade edecem, bu uzaylı kanal mesajlarının destekçisi değilimdir. (Adamus
iki kere tükürür; oturumcular alkışlar). Çünkü insanlarda onlara güçlerini teslim etmek tarzında
eğilimler vardır. Hal bu ki bu varlıklar hiç bir zaman bir insan ayakkabısı içinde yürümediler.
Burada daha önce bulunmamış birisi size, gezeniniz hakkında nasıl tavsiye verebilir ki? Eğer
konseptleri o kadar büyükse neden sizi kendi gezegenlerine davet edip, ne kadar büyük
olduklarını size göstermiyorlar? ve ben size söyliyeyim neden biliyor musunuz? İnsanların
bulunduğu bir mekandan daha gelişmişi mevcut değil, ve insan varlığından daha gelişmiş bir
varlık mevcut değil.

SAYFA 37

Uzaylılardan mesaj
Pleaidias enerjisini getirenler var. Bazı pleaidias öğretilerini paylaşanlara bir şey demiyorum
onlarinki uygundur.
Ancak benim bu Pleidiaslılar ile meselem var. Oyunda kim kazanacaksa onun yanında yer
alıyorlar. Buna mesela örnek vermek gerekirse, ki mükemmel bir örnektir, sizin çok yakından
bildiğiniz Viyana savaşını gösterebiliriz. Viyana savaşında polonya kralı, türklerin saldırısına
karşı savunma yapmıştır. Sizler osmanlı imparatorluğunun tüm avrupaya yayılmasını
engellediniz.
Ben bir çok varlıkla müzakere ediyordum ve orada bir pleisidias'lı bir delegede vardı. Bütün
melek ve insan savaşına rağmen bu pleisidias'lı varlık bu olaylara dahil olmayacaklarını ifade
ederek garanti etmişti. Verdiği söze and içti. Ancak en son dakika'da türklerin kazanacağını
düşünerek türklerin tarafına geçti ve polonya'lıların karşısına geçti. Bu size gösterebileceğim
binlerce örnekten sadece birisidir. Pleidias'lılar verdikleri sözleri tutmuyorlar.
Pleidias'lılar genelde güce düşkündürler ve karışıklığı, çakışmayı, çatışmayı severler. Şüphesiz
onlar gelişmiş ve bir derecede bilgelik sahibidirler. Ancak ne pleidias'lılar ne arkturus'lular nede
başka bir uzaylı insanlara ne yapması gerektiğini söyleyemez.
Ana gemi buraya gelip beşeriyeti kurtarmayacak. Ana gemi burada ve burada ve şimdi tam
burada ve tüm oda boyunca burada ve bu ana gemidir. Burada kurtarılacak kimse yoktur.
Bilincinizin genişlemeye ve bilgelik kazanması meselesi vardır ama asla kurtarılacak bir şey
yoktur.
Öyleyse, evet, Dışardan bir grup gelip size gezegeni nasıl kullanmanız gerektiğini ifade ettiği
zaman çok sinir oluyorum. İnsanlar bunu dinledikleri zaman dahada öfkeleniyorum. Niçin?
(oturumcular alkışlar) Onlar sizde olanı duymak istiyorlar. Onlar sizin gibi öğretmen olmak
istiyorlar. Onlar sizin kalbinizde olan aşkı hissetmek istiyorlar
Size hayatlar boyu destekleyerek yardım eden umudu kendileride taşımak istiyor.
Benim sevgili, sevgili dostlarım, şu anda dünyaya benzer binlerce yeni dünya doğmakta, ve bu
özellikler geliştirilmeye devam etmekte.Çünkü milyonlarca ve milyonlarca varlık, sizin ruhsal
aile dediğiniz yerden varlıklar yeni enkernasyon almaya hazırlar. Bu düzende herhangi bir varlık
kendi özgünlüğünde yükselişini gerçekleştirerek ben benimi gerçekleştirecektir. Onlar ya bu
dünyaya ya da bu yeni dünyalardan birine geleceklerdir.
Bu işi Ashtar komutası size öğretemez. Ne pleidias'lı ne de arturuslu size öğretemez. Bunu
ancak insan olanlar size ve her birinize öğretebilir.

SAYFA 38
Öyleyse sevgili dostlar, hayır, ben bu yabancıların, uzaylıların fanı değilim. Size kendilerini
takdim ettikleri yolla bu olmaz. Kendi gündemleri, manipülasyonları ile bu olmaz. Olayı tersineçevirecem ve soruyorum -size ve beşeriyete- niçin onları dinliyorsunuz? Çünkü kendinize
güvenmiyorsunuz, çünkü size ne kadar küçük olduğunuz söylendi ve sizde buna inandınız.
Çünkü dininiz ve hükümetiniz ve iş dünyası sizi gün be gün hipnotize ederek sizi inandırdı. Bir
noktada ben sizi uyanmaya davet ediyorum ve kim olduğunuzu hatırlayın diyorum.
Uzaylılar - hayat formları gelişiyorlar. Uzaylı bu varlıklar tekamülsel gelişim düzeylerinden
geçecekler, ancak onlar sizden öğrenecekler.
Mesih'in Lindası, soru var mı?
LINDA: Olayı netleştirmek için bir uzaylı ve bir melek arasında ne gibi bir fark vardır?
ADAMUS: Melekler, insanlar kendi sorumluluklarına sahip çıkana dek, dünya üzerindeki
bağlantıların bakımı ve geliştirilmesi adına hizmette bulunan varlıklardır. Meleklerin Arc -
kilit taşı- düzeni ile direkt bağlantıları mevcuttur ve böylece dünyada belirli bir düzeye kadar
sorumluluk alabilirler. Daha sonra onlar temelde onlara verilen öncelik sırasına göre doğru
zamanda enkarne olacaklardır, çünkü bir çok varlık burada enkarne olmayı beklemektedirler.
Bir uzaylının dünya ile gerçekte bir enerjetik bağlantısı söz konusu değildir. veya Ark -kilit taşı-
düzeni ilede bir ilişkisi yoktur. Onlar genelde sizin ruhsal ailelerinizden ayrılarak kendi yollarına
giden gruplardır. ve bu uygundur. Bunda negatif bir şey yok fakat onlar farklı bir yol geliştirmeye
çalışıyorlar. Ancak benim fikrime göre gelişmek için dünya gezegenindeki yoldan daha iyi bir yol
yok.
Öyleyse hadi derin bir nefes alalım.
Küçük bir müzik dinlemek için ideal zaman, Hannibal , ve biz kısa bir aradan sonra kapanış için
tekrar geleceğiz.
Bununla beraber ben, benim, Özgün alanımdan Adamus.
[Hannibal bir parça çalıp söyler.]

SAYFA 39

Oturum 4
DÖNÜŞÜM
LINDA: Şu anda bu kutlamaya katılmak benim için bir zevk. Sizi bizim bilinçli nefes alışımıza
katılmaya davet ediyorum. Nefes alma bireysel ve kendine özgü. Kendimizin nefesini alıyoruz
Derince nefes alırken genişliyoruz.
Nefes alıyoruz. Her nefeste kendimize güveniyoruz.
Nefes alıyoruz.
Sizin sevginizle nefes alıyoruz, Bu arzuladığınız bir sevgi. Kendinize güvenin, ve nefes alın.Hissedin. Nefesin
içinizi doldurmasına izin verin o sizi destekliyor.
Burada sizi destekleyen enerjileri hissetmeniz için davet ediyorum. Bu hissiyatı gözlemleyin
ve hissedin. Nefesi gözlemleyin ve bu nefesin her zaman sizin için erişilebilir olduğunu bilin.
Yapmanız gereken sadece seçmek ve derin bir nefes alarak kendinize güvenmektir.
Öyleyse her gün nefes alın.
Adamus'un bu son oturumda vereceği bilgilere giderken nefes alın ve müziği hissedin,
Nefes alın ve hissedin.

SAYFA 40
ADAMUS: Ben benim, Adamus, size ve her birinize neşeli bir şekilde hizmet ediyorum.
(Arka planda kısık bir piyano çalmaktadır)
Burada toplantımızda bir aradayken enerjilerimiz sondalanıyor. Onlar şimdi odadalar, daha
öncede sonda ile taranmıştınız. Şimdi onlar farklı bir şey hissediyor.
Onlar sonda ile taradıklarında, uzun süredir üzerinde taşıdığınız kendine değer vermeme
halinin, farklı bir düzeyinde olduğunuzu hissediyorlar. Bu odanın dinamiklerine baktıklarında
sizin zihninizle daha önceki gibi ilişkiye giremiyorlar çünkü şu anda siz aşkın ve tutkunun
hissetme düzeyinden geliyorsunuz.
Şu anda bu varlıklar, bu uzaylılar evlerine durum hakkında küçük sinyaller yolluyorlar "
Dünyada bir şeyler oluyor, ve biz bunu nasıl tanımlayacağımızı bilemiyoruz. Bir düzeyde
bizim bilemediğimiz şekilde bir geçiş meydana geliyor" diyorlar. Hatta onların göndermiş
olduğu sondalar, yeni düzeye geçişle birlikte varolan programlanmış halleri ile meydana gelen
yeni programı okuyamıyorlar. Onlar burada, bu odada, Varşova'da meydana gelen değişimi
hissediyorlar.
Derin bir nefes alalım... kendi ışığınızın nefesini.
Yoğun bir gün geçiriyoruz ve bir sürü enerji harket ediyor.
Derin bir nefes alalım ve batsın. Bilincimizin bedeni absorbe etsin.
(Müzik yavaşça durur.)
Biliyorum sizin bir çok yaşamlar arasında zorluklarınız oldu hatta bu yaşamınızda zorluklar oldu.
Sizler bu ışık hayatınıza ne zaman gelecek diye merak ettiniz. Fakat şimdi bu güvenli alanda ve
bu güzel zamanda derin bir nefes alarak kendimizi onurlandıralım. Kendimizi tanrının bir parçası
olarak onurlandıralım.Biliyorum sizler çok uzun zamandır kim olduğunuzu unutmuştunuz ve dua dediğiniz yakarışlarla
dışarıya mesajlar göndermiştiniz ve onlar duyuldular. Onlar size ne kadar büyük olduğunuzu
hatırlatan servisteki melekleri getirdiler. Bu hatırlatmanın manası geçmişte yaşadıklarınızın bir
amacı olduğunu hatırlatmaktı. Böylece ben benimi keşfedecektiniz.

SAYFA 41
Derin bir nefes alalım...
Bu güvenli alanda neşe dolu bir şekilde geçmişin eski veçhelerini salınıma bırakalım. Bu güvenli
alanda acılarınızı, ıstıraplarınızı bırakarak, kendinizin ben benimine neşeyle gelebilirsiniz.
Sizler ışıksınız, -bilgi enerjisisiniz- dostlarım. Bu değişimi kendi bünyesine getirerek, bu toprakta
gerçekleştirenlersiniz. Kendinizi çekin içinize ve hatırlayın kendinizi.
Kendinizi gevşetin.
ve tüm bunların üstünde kim olduğunuza güvenin.
Sizler bu dünyada ikinci el ürün değilsiniz. Sizler buraya bir ceza yüzünden gönderilmediniz.
Sizler ruh ile sonsuz olana kötülük yapmadınız.
Derin bir nefes alın... ve bu bilgi, iç ışığınız sizi aydınlatsın.
(duraklama)
Size önümüzdeki zamanlarda günleriniz daha kolay, daha yumuşak ve neşe dolu olacak
diyorum. İleriki günleriniz daha bereketli ve barış dolu olacak diyorum. Eski savaşlar
sonlanacak, dualitenin eski yolları eriyerek dualite tamir edilerek yeni enerji ile evlenecek.
Derin bir nefes alın....
(duraklama)

SAYFA 42
Polonya, özgürlüğün, deneyimin ve güzelliğin yeridir. Bazıları burayı itmeye, satmaya kalkıştı
ama o hala burada. Siz hala buradasınız.
Burada, polonyada bireysel ve grup olarak ne yapıyorsunuz? Deniz feneri misali, kendi
ışığınızla diğer ülkelere ve o ülkelerin umudunu kaybetmiş insanlarına umut oluyorsunuz. Diğer
boyutlarda ben benimi mücadele ederek keşfetmeye çalışanlara örnek oluyorsunuz.
Derin bir nefes alın ve ışığınız bütün için parlasın.
(duraklama)
Bu dönüşüm zamanı. Bütün gün hepimiz bir spiralin içinde bulunduk tıpkı deniz kabuğu gibi.
Açıldık ve genişledik, bir dizi hareket içinde ilerledik. Şimdi bu ana gelin ve hepsi birarayageliyor, bu noktada düşünmüyorsunuz, stress yok ve kendi ışığınız sizinle burada sizinle
beraber.
Derin bir nefes alın... bir kaç dakika içinde sizin için bir müzik çalacak. İhtiyacınız olan tek şey
An'da olmak ve ışığınızın parlamasına izin vermektir.
(uzun bir duraklama ve müzik yumuşak biçimde çalar)
Siz, sevgili dostlarım çok büyük varlıklarsınız. Çok büyüksünüz, çünkü kalbinizde taşıdığınız
sevgiden dolayı. Çok büyüksünüz, çünkü tüm deneyimlerin bilgeliğinin barındırıyorsunuz. Çok
büyüksünüz, çünkü şefkatiniz ve olan herşeyi kabul edebilmeniz sizi değerli kılıyor.
Asla kim olduğunuzu unutmayın.
Asla tanrının bir parçası olduğunuzu unutmayın
Sizin için zaman geliyor, dışarı çıkıp kendi ışığınızı paylaşıp başkalarına öğreteceksiniz.
Bu belki burada başka insanlarla çalışmak olabilir ya da yeni dünyada bir sınıfla çalışmak
olabilir. Belki siz başka bir uzaylı uygarlığa gidip onlara sevginin ve şefkatin neler olduğunu
göstereceksiniz. Artık zaman ışığınızın dışarı çıkma zamanıdır.
Ben döneceğim sevgili dostlar. Geri geleceğim. Bizim başka bir toplantımız ve başka bir
kutlamamız olacak. Polonya dediğiniz bu yere sizin ve her biriniz için geri geleceğim.

SAYFA 43
Burada birlikte bu ülkenin nasıl gelişip büyüdüğünü izleyeceğiz ve siz doğru yeri bulana kadar
biz bunu izlemeyi sürdüreceğiz.
Bu gün, nasıl bir gündü böyle?
Biliyorsunuz bazı büyük politik liderler vardır. Bu politikacılar şu anda kendi ülkerine
dönmekteler. Onlarda bizim gibi tam gün toplantı yaptılar. Biz evrensel konulardan konuşurken,
onlar uluslararası konulardan konuştular. Biz gerçekleştirirken onlar müzakere yaptılar.
Ancak biz burada toplanıp bu saygın günü kapatırken, biz bir şeyi gerçekleştirdik. Bu politik
liderler gelişi güzel kafalarını sallayarak dediler ki " Şimdi, Polonya'da neler oluyor? Orada
olanın üzerine parmağımı koyamıyorum" ve biz burada oturarak dedik ki " Bugün burada bir şey
oldu ve ben onun ne olduğunu biliyorum. Bu insanlığın uyanışıydı, insanlığın hatırlamasıydı,
insanlığın eski yükleri salınıma bırakmasaydı."
Bugünü kapatırken hadi güzel bir enerjiyi buraya getirelim. Bu enerjiyi yumuşak bir fısıltıyla
getirelim. Bu fısıldayışın tonlaması yumuşak ve nazik ve sonra bunu bu grupla daha
deneyimlenebilir kılalım. Bu güzel tonu sadece insan melek söyleyebilir.
Hannibal, hadi bu tonla fısıldamaya başla.
(Hannibal çalmaya başlar)
HANNIBAL: Derin bir şekilde nefes alın...[Hannibal ve seyirciler hum olarak tonlarlar]
ADAMUS: ve hatırlayın sevgili dostlarım yaratımda her şey olması gerektiği gibidir. Bir dahaki
buluşmamıza kadar Ben Adamus, size hizmetteyim. (Seyirciler alkışlar)

SAYFA 44
KAPAK RESİM