Barış Evi

Manataka Amerikan Kızılderili Konseyi

MANATAKA'YA KADİM YILDIZ İNSANLARI GELDİ Mİ? BURADA BULUNAN KRİSTAL MAĞARAYA KOZMOS'UN BİLGELİĞİNİ YERLEŞTİRDİLER Mİ?

Lee Oturan Ayı Moore’un katkılarıyla

MANATAKA TAŞI

Manataka'nın güzel hikayesi hakikatte büyük bir iştir. Bu hikayeye biraz spekülasyonlarla beraber gizem bulaşmıştır. Bu hikayede sıradışı olan en önemli hadise yazarın bahsettiği Kristal Mağaradır.

Büyük babalarımızın bize aktardığı bu gizemli dağın içinde yedi adet kutsal mağara mevcut. Merkez mağara muhteşem bir şekilde parlayan kristalden yapılmıştır. Bu kristallere yıldız insanının mesajı yazılmıştır. Kristal mağara içindeki kristal sunağın üzerinde yedi adet kristal koni mevcuttur. Her konide bir mesaj ve bu mesajı koruyan 7 adet kalkan mevcuttur.

Kadim kabileler Manataka (Arkansas) 'da bulunan 5 mağaraya hacı olmak ve seremoni düzenlemek için gelmişlerdir. Güney'den gelenler hediyelerini en güneydeki mağarada sunarlar. Kuzeyden gelenler en kuzeydeki mağaraya hediyelerini sunarlar. Batı ve doğu'dan gelenler diğer iki mağaraya hediyelerini sunarlar. Kristal mağara'nın solundaki mağara - Manataka'nın koruyucuları - olarak bilinen Tanico'nun Tula Kızılderileri tarafından kullanılır. Bu kabile Caddo, Quapaw,Osage,Tunica ve Pawnee adıyla bilinen kabilerin yanında yaşar. Kristal mağara'nın sağında bulunan mağara bu toprağın üzerinde yaşayan ve bu kabilerden olmayanların - hayvanlar, kuşlar, balık, böcek, bitkiler,taşlar ve elementler - hediyelerini sundukları ve seremoniler düzenlendikleri bir yer olarak kullanılır. Hiç kimse bu gizemli kristal mağaraya yaklaşamaz. Burası yıldız insanlarının çalışma yeridir aynı zamanda bir çok ruh için dinlenme yeridir.

Güneydeki mağara yeryüzüne en yakın mağaradır. Burası Manataka taşını barındırır. Ulusal Park servisi için bu takvim taşıdır. Buraya taş, güney'de yaşayan insanlardan tarafından getirilmiştir. Sivil savaştan sonra işçiler burada yapılan hamamlara su sağlamak için dağda kazılar yapmaya başladılar. Nowasalon'un gizemli sularını çıkarabilmek için bu takvim taşı buradan çıkarıldı. 1900'lü yılların öncesinde yapılan kazılarda işçiler tarafından kuzeydeki mağaradan kilden yapılmış bir çocuk heykeli bulundu. Şu anda Washington'da bulunan Smithsonan müzesinde sergileniyor. Her yedi mağara 1500'lü yıllarda başlayan istilalardan sonra çeşitli zamanlarda kaybolmuştur. Bunun sebebi ya istilacılar ya da doğal oluşumlar veya doğaüstü sebeblerdir.

MANATAKA'DA BULUNAN KRİSTAL BAĞLANTI

Bu modern zamanlarda hiç kimse kristal mağara olarak söylenen mağaranın izine rastlayamıştır. Bunu hatta Milli Park ve Bahçeler müdürlüğü yetkilileride açıkça belirtmişlerdir. Arkansas dağı - Manataka - Hot Springs'te böyle bir kristal mağara bulunmadığını belirtmişlerdir. O halde insanın aklına şu sorular geliyor Kristal Mağara gerçekte mevcut mu? Eğer bu mağara yerin derinliklerinde kristal bir dokudan mevcut ise mağarada yedi adet kristal koni kristal bir sunağın üzerinde olmalı. Bu kristal konilerin her biri yaratıcının gizli misyonunu, evrenin bilgeliğini bu yıldız insanları tarafından kodlanmış olarak tutması gerekiyor. Acaba gerçekte yıldız insanları Manataka'ya geldi mi? Bu gizli kristal mağarada bilgileri sakladı mı?

Bu soruları cevaplandırmak kolay bir iş değil. Mitler ve efsaneler gerçekte kolay kolay doğrulayabileceğiniz durumlar değildir. Bu yüzden onlara efsaneler folklor denilmiştir. Bunlara hiç bir zaman tarih denilmemiştir. Ancak bazı enterasan olaylar Manataka hikayesi'nin şu ana getiriyor. Bu enteresan olaylar bir çok kişi tarafından bilinmemektedir. Hatta buradaki yerel kabilelerden olan kardeşlerimizde bilmiyorlar.

Örneğin kuartz kristalleri günümüz insanın en çok ilgisini çeken olguların başında gelir. Kuartz kristali tarih boyunca dünyevi ve ruhsal insanları büyülemiştir. Halbuki bir çok insan Manatakanın bir kaç mil batısında Ida dağının yanında ve bir kaç mil kuzeyinde Blue Springs'in yanında devasa boyutlarda saf kristal tarlalarının bulunduğundan haberdar değildirler. Jeologlara göre Ida dağı ve Blue springteki bu kristal tarlaları birleşerek millerce uzunlukta alana yayılıyordu. Aynı zamanda bu katman dünyanın derinliklerine doğru uzandığı için madencilik yapmak neredeyse imkansızdı. Bu iki kristal alanın birleştiği yer Manataka idi. Manataka - anlamı Barış'ın yeri - kuartz kristalinin en saf halde dünyada bulunduğu yerdi.

Milli park ve bahçeler müdürlüğüne göre burada Hot Springs'te kuartz kristali yoktu. Geçen yıllarda bir çok kişi bu dağda geziler yapmış ve kuartz kristaline rastlamıştı. Bu hikayenin yazarı ve ailesi'de burada kuartz kristali bulmuştu. Eğer bu dağda kristal varsa Federal büro ve milli park ve bahçeler müdürlüğü aksini ifade etmişti.

TANRILARIN DİĞER EFSANLERDE YER ALAN GİZLİ DEPOLARI

Ünlü mitoloji uzmanı William Henry Manataka yanındaki kadim kayıtlar odası hakkınde ilginç bir fikir öne sürdü. Bu fikrini önceki çalışmaları tibet, eski mısır ve tula kültürü ile ilişkilendirdi.

Meşhur bir Tibet efsanesine göre gizli öğretileri elmas kayalara ve gizemli göllere ve değişmeyen kutulara saklayan, ilahi bir çift özel bir zamanda tarihimizde tezahür edecek. Bir çok yazı bu elmas kayalara yada kristallere sıkıştırılarak yazılmış. Analoji yapacak olursak benzeri bilgiyi saklamak için günümüzde bilgi modern mikroçiplerde veya CD-Rom larda kayıt ediliyor.

Bu çekici Tibet geleneği Terma geleneği diye bahsediliyor. Sonsuz evrenin bilgeliğinin cennetinde ve barışında saklı gizli hazineler gizemli yazılar veya kutsal nesneler Termalar diye çağırılıyor. Terma geleneğini Tibet yaşamında uygulamak ve bu kadim öğretiyi hayata geçirmek için şöyle bir çalışma yapılıyordu. Kişinin elinde koni şeklinde bir kuvarz kristali mevcut olup, bu taşla amacına göre bir meditasyon yapıyordu. İnanışa göre bu nesneler kristalin kullanıcısını evrenin yaratıcı güçleri ile bağlantıya geçiriyordu.

Mısır'ın efsanevi Kayıtlar Salonu için bilincin genişlemesi için mükemmel bir hazine olduğu ifade ediliyordu. Bu kayıtlar odasının Sfenks ve Büyük piramidin altında yeryüzüne yakın bir yerde olduğu belirtiliyor. William Henry'e göre " Kanıtlar gizemli tabut'un yazıtlarından gelmekteydi. Kadim mısırlılar çöl kumunun altındaki gizli eşyaların çevresini ateş ile mühürlüyorlardı." "Andrew Collins'inde dahil olduğu bir çok kaşif Enoc'un kitabındaki pasajda bahsedilen mühürlenen ve ışıyan şeylerle ilgili açıklamaların konuya benzerliği hakkında atıfta bulunuyorlardı." Essenilere ait Ölü deniz parşömenlerinin bilinen bir parçasında Enoch'un kitabında yazıcının geçirmiş olduğu deneyimden bahsediliyordu. Suratı güneş gibi ışıldayan ve kanatları olan uzun bir varlık tarafından uyandırılan yazıcı, bu rehber varlık tarafından cennetin yedinci kat semasına rab ile buluşturulmak için götürülüyor. Bu kattaki semada rabbin evi kristalden yapılmış olup, evin etrafı dairevi bir şekilde ateşin dilleri ile çevrelenmişti. Rab burada yüksek kristal tahta oturuyordu..."

Büyük piramit Enochun direği olarak bilinir. Henry piramitin altındaki mühürlenmiş mağaranın, ışıyan ateşin aslında kristale atıfta bulunulup bulunulmadığını sorgulamış Bütün bunlardan sonra Henry'nin Giza'daki salonda Kuvarz kristalleri kullanmada deneyimli Kadim ilahi varlıkların farkına varması fikrini baştan kurgulamasına sebep olmuş. Bir mısır kralı konik biçimdeki beyaz ekmek diye isimlendirilen bir nesneyi kullanarak Tanrı Anubis'e yolların açıcısı ve göğsün içindekinin gizemli koruyucusu diye çağrıda bulunduğunu ifade etti. 3 Bu durum Tibet'in kristal konisi ile benzerlik gösteriyor. Tibet'tede kristal koni evrensel bilgeliğe erişmek için kullanılan bir araçtır. Böylece evrenden alınan enerji hayata katılıyordu. Acaba Manataka'nın hikayesinin tasvir ettiği konik şekilli kristal aynısı mı?

TULA BAĞLANTISI

Yazar William Henry'e göre kadim dünyadakiler dünya ve cenneti birbirine bağlayan bir mekanı biliyorlardı. Buraya Tula veya Barışın şehri deniyordu. Burası dünyanın merkezindeydi. MezoAmerikalılar Mayalar, Asyalılar ve mısırlılar dünyaya gelen yıldız insanlarının bilgeliklerini kristal bir yapıya kayıt ettikleri inancı mevcuttu. Bu bağlantı yeri ismi her zaman Tula ismi refere edilerek gerçekleşiyordu.

Arkansas'ın merkezinde yer alan Tanico'nun Tulası hakkında konuşarak durumu incelemeye başlayalım.

Amerika'da Tula insanlarının başkenti yada ana köyü ve Manataka'nın koruyucusu Tanico, Manataka Hot Springs'in 40 mil güneybatısında yeralır. Burası bugün Arkansas'ta Caddo uçurumu diyede bilinir. Önceleri Tanico ve Arkansas arasındaki bu yol yürüyerek geçilirken daha sonra at arabası ve trenlerle şimdi 70 batı otoyoluna dönüşmüştür.

Hernando DeSoto ve keşif arkadaşlarının gençlik pınarını ararlarken Tula'yı ilk ziyaret eden Avrupalılar 1541 tarihinde buraya gelmişlerdir. Desoto'nun ordusu Tula'dan bir şeyler çalmış ve Tula'nın ikazlarına rağmen bazı kişileri esir almıştır.

Üç gün süren savaşın sonunda Tula'nın büyük bir bölümü yokolmuş savaşın birinci gününde tula'nın okları ve kayaları düşmanın metal zırhına bir şey yapamamıştır. Tula daha önce hiç ateşli top, güçlü ve hızlı ispanyol atı görmemiştir.

Savaşın ikinci gününde Tula savaşçıları dağa geri çekilerek vur-kaç taktiği şeklinde gerilla taktiklerin başvurmuştur. Günün sonunda Tula yeni düşmanlarının kim olduğunu ve kanını tatmıştır. Savaşın son gününde Tula savaşçıları savaşa geri dönmeyerek yerlerine istilacıların işlerini bitirmesi için kadınlarını göndermişlerdir. Kendilerine korkusuzca bağırarak gelen yarı-açık Tula kadınları bölgeyi keşfe gelip istila etmek isteyen bu ispanyolların kafası karıştırarak demorilize etmiştir. Bu durum karşısında bu istilacı ispanyollar uzun Kuzey Amerika yolculuklarında ilk defa geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

DeSoto daha sonra günlüğünde bu durumu şöyle ifade etmiştir. Tula'nın kızgın insanları ile ispanyol kaşifler karşılaştılar.

İspanyol kaşifler Ouachia nehiri doğrultusunda geri çekilmişler ve nehrin kıyısı boyunca doğuya doğru seyahat etmişlerdir. İki gün içinde DeSoto tesadüfen gizemli Manataka vadisini gezmeye başlamıştır. Ordusu burada 45 günden fazla kalmıştır. Yaralılar iyileşmesi için burada kalınırken ana amacı olan gençlik pınarını keşfetmek için çevreye keşifler düzenlemiştir.

Birçok tarihçiye göre Tula'nın Caddo kabilesinden geldiği söylenmektedir. Bunu kanıtlayan küçük bir delil mevcuttur. Tula Caddo bölgesinin kuzeyi ile Quapaw'ın batı bölgesi arasında yaşama sürmüştür. Osage kabilesi daha kuzeyde yaşayıp avcıları Caddo'nun tarım köylerine girince Tula onları engelledi.

Tula diğer kızılderili kabilelerine bir çok yönden benziyordu. Fakat onlar komşularına göre biraz daha eşsizdi. Bölgede en az 4 tane Caddo grubu vardı. Tarihçilere göre Tula Caddo değildi. Evet Tula Caddo dili konuşuyordu. Ancak bu dilin kullanımı ticari ilişkiler ve diğer komşu köylerde yapılan evliliklerde söz konusuydu. Tula'nın konuştuğu anadil bugün sınıflandırılmamış olarak kalmıştır.

Tula ördekler ve evcilleştirilmiş hindi yetiştiriyordu. Bölgede diğer kabilelerin bilmediği tarım ürünleri yetiştiriyorlardı Tula dini yapılar inşa etmişti. Bu yapılar piramit formunda idi.

Doğal Tarihin Amerika müzesinden arka fonda Missisippi vadi evi ve bir tapınak piramidi vardı.

Tula Caddo değildi ve ispanyollar Tulalıların deforme başlarında korkmuşlardı. Bu fiziksel yapıdaki değişiklik tarihçilere göre Tula'nın fiziki köklerinin uzaktaki seyahat eden gezginlerden geldiği düşünülüyordu.

Bir çok tarihçiye göre Tula'nın ataları Spiroanslardı (Oklahoma'nın spiro tümseği) ve Mississippi'nin Tunica kabilesiydi. Bu durumu doğrulayan bazı işaretler vardı. Tula ticaret ve diğer uğraşları için elçiler göndermişti.

Tula'nın en önemli özelliği onların yaşam tarzları veya fiziksel görünüşleri değildi. En önemli rolleri Manataka'nın koruyucularıydılar. Ateşli ve özgür Tula insanları bu gizli bölgeyi rahatlıkla kapatıyordu. Tula kendi bilgeliğinde diğer kabileden gelen barış amaçlı kardeşlerine her türlü yardımı yapıyordu. Onlar bu bölgede kaldıkları müddetçe yörenin rehberliğini ve diğer boyutlara ruhsal rehberliğini yapıyordu.

Tanico'nun Tula kabilesi 1541 ile 1600 yılları arasında ortadan kayboldu. Bunun sebebi bölgeye gelen Avrupalıların getirmiş olduğu hastalıklardı. Bugün Caddo uçurumunun olduğu yerde bronz'tan yapılmış 2.8 mt yüksekliğinde bir kızılderili figürü heykeli uzun doğal bir taş üstüne oturtulmuştur. Heykeldeki kızılderili sağ eline yukarı doğru kaldırmış gibi selam vermektedir. Ancak tarih daha farklı bir hikaye anlatıyordur. Heykelin mermerden yapılmış açıklama kısmında şu ifade vardır. DeSoto 1541 Burada DeSoto Amerika Birleşik Devletlerinin en batı noktasına gelmiştir. Burası Tula savaşçı kabilesinin başkentidir. Burada DeSoto ve Adamlarına karşı savaşılmıştır. Harabeler burada bulunmuştur ve tarihsel hikayede yetersiz bilgiler olduğu için tamamlanmamıştır. Arkansas Eyaleti Tarih Komisyonu 1936

Mayıs 1937'de Şef Benito Gri At kendisi bir apaçi ve daha sonraki günlerde Manataka Dağının eteğindeki Gulpha Gorge 'de Manataka'nın koruyucusu olarak yaşamıştır. Buradaki bronz heykeli kutsamıştır ve Tanico'daki Tula kabilesini yad etmiştir.

Gerçekte Tanico'nun Tula kabilesi Orta Amerika'dan mı geliyordu?. Bugünkü Mexico City şehrinin 40 mil kuzeyinde yer alan Meksika vadisinde mi ikamet ediyorlardı? Burası aynı zamanda Aztek imparatorluğunun başkenti ve Tula'nın kadim şehri Toltek'in başkentiydi.

Büyük Toltek piramidi Quetzalcóatl 'de devasa savaşçı heykeline Atlantisli diye sesleniliyor. Manataka taşında bulunan 13 sembolden biri bu savaşçı heykeli ile yakın ilişkisi olduğu gözlemleniyor.

Maya insanları Tula'nın güneyi olarak bilinen Quetzalcóatl'de yaşamışlardı. Maya'nın barış tanrısı Tula'nın kralıydı. Mayalılar ona Tula'nın bilgelik kaynağı olarak sesleniyorlardı. Mitoloji uzmanı Willam Henry'e göre Mayalılarda, Tibetlilerde ve Asya toplumunda cennet ve dünya arasında bir ara istasyon, bir birleşme noktası vardı. Bu bilginin benzeri Hopi ve Delaware kızılderililerinin efsanelerinde şöyle geçiyordu. "Saf, temiz bir mekan, gelişmiş bilgelikle dolu ve buraya Tula deniyordu." ve Tula Kuzey Amerika kıtasında yer almaktaydı.

Willam Henry şöyle devam ediyor, " kadim dünyada bu birleşme istasyonuna, Tula, Barış'ın şehri deniyordu. Aynı zamanda bu mekan dünyanın merkeziydi. Bu kadim dünyanın hiyerogliflerinde yumurta ile sembolize edilmişti. Tüm dünyaya yayılmış yaratılış mitolojilerinde bu yumurta sembolüne rastlanıyordu ve şimdide bu yumurta sembolü Manataka taşında ortaya çıkmıştı.

Maya, Toltek ve Aztek mitolojileri Moğolistanda Baykal gölünün ve Tula nehrinin yanında Tollan adı verilen bir krallıktan kahverengi sakallı beyaz adamın buraya geldiğinden bahseder. Bu moğollar, Atlantis'ten gelmektedirler ve dünyanın etrafında gemileriyle yolculuk ederek yeni Tulalar kurarlardı. Daha sonra bu yerleşim yerlerini adlandırdılar.

Al-lah Tanrı'nın islam'daki ismi aynı zamanda Al-ot, Tala ve Tula , Allahu Teala Koreden - yunan mitolojisindeki yeraltı tanrıçası persephone - sonra Kuran olarak isimlendirilmiştir. Tula'nın tanrıçası

Maya ve yunan mitlerinde büyük merkez güneş Tula olarak adlandırılmıştır. Williham Henry şöyle devam ediyor, "Barış Tulalılar dünyadayken ve Tula Cennet ile senkronize olduğunda tezahür etmişti."Bu ilahi varlıklar, aileler ve kabileler arasındaki çatışmalardaki yoksunluk eksikliğini barış olarak tanımlamıyorlardı. Barış Cennet ve dünyanın beraberliğiydi."

Manataka 'nın anlamı Barışın Yeri demekti. Haritada koni şekillli üçgenin üst ucunda Manataka (Hot Springs Milli parkı). Ida dağı dünyadaki en saf kristallerin bulunduğu yer bir ayağında ve Caddo uçurumu (Tanico) Tula insanlarının evi, üçgenin diğer ayağını oluşturuyordu.

Koni şekillli üçgen, haritada üç kadim enerji merkezi, dev kristal yüklü bir girdap mı oluşturuyor? Bu haritadaki koni şekli acaba Manataka'nın hikayesinde tasvir edilen kristal konik şeklin aynı şekilde bir üst veçheden sunumu mu oluyor? Acaba bu belirilen yerler Tibetlilerin, Mayalıların ve Eski mısırlıların sağlamış olduğu evrensel bilgeliğe bağlantıyı sağlayıp hayatın içine bu evrensel enerjileri dağıtıyor mu? Dünya mitlerinde bahsedilen barışın evi Manataka olarak spekülasyon yapabilir miyiz?

KUTSAL KAYNAK KADİM MİTLERDE TASVİR EDİLMİŞ.

Kadim dünyanın bir inancı neredeyse küreselleşmiş. Sümer, Hint, Budist, Mısır, İbrani ve Hristiyan mitolojisi Barışın Yeri'in tasvir eder veya böyle özellikleri olan bir yere bağlanır. Bu özellikler, kristalin bereketini, şifalı suları ve sütun ve Hayat ağacı gibi sembollerdir. Bu sembollerde ruhun tekamül yönünde geçirmiş olduğu dönüşüm tasvir edilir. Bu dönüşümlerde ruh yeni boyutlara kapı açarak geçiş yapar. Bu boyutlarda kainatın uzak noktalarına bağlantı kurulur. Böylece dünyada yeniden şifalı suların kaynağı veya kutsanmış kaynak yeryüzünde tezahür eder. Manataka veya Hot Springs Milli Park ve Bahçeleri , Arkansas binlerce yıldan beri şifalı sularının bereketi Nowasalon olarak biliniyor. Nowasalon şifanın nefesi olarak tercüme edilir.

Hernando DeSoto apaçık olarak Manataka'nın barış evi ve aramakta olduğu gençlik pınarının burada olduğunu düşünmüştü. Ondan önceki selefi Juan Ponce de León, Taino kızılderlilerini Jamaika, Küba ve Portoriko'da gümüş ve altın aramak için işkence yapmıştı. DeSoto'nun seyahat haritasına baktığımızda, DeSoto ve Ordusu kuzey batıya gidene kadar tıpkı bir köpeğin bir kokuyu takip ederken bir ileri bir geri hareket etmesi gibi davranıyordu. Bu süreçte Manataka'nın gizemi keşfedilmemişti. DeSoto bu kutsal vadiyi terk ettikten sonra hastalanarak öldü. Ordusu Mississippi nehrine ulaştı.

Yeni Ahit'te Barış şehrini yeni kudüs olarak telafuz eder. Bu şehir kristal kadar berrak olan değerli taşlardan yapılmıştır. Dünya üzerinde Manataka bölgesi dışında kristal berraklığında başka yer var mıdır?

ÖZET

Düşüncemiz göre eğer kadim yıldız insanları Manataka'ya gelerek kainatın bilgisini buradaki gizemli kristal mağaraya yazdılarsa bizce hepsi fantastik ama aynı zamanda kadim dünya mitleri ile olan ilişkilerine -barış evi- baktığımızda mümkün gözüküyor. Tüm bunlardan sonra bu hikaye sadece eski bir kızılderili mitidir.

Bununla beraber Manataka'nın insanı daha farklı biliyor. Onlar bu kutsal kaynağın güçlü şifasını ilk elden deneyimliyorlar. Onlar buranın Barış yeri olduğunu biliyoarlar. Modern dünyanın karışıklığından ve gürültüsünden uzaklar.

Onlar gizemli dağın ruhlarının konuştuğunu biliyorlar. Onlar bu kutsal enerji sprialinin anlatılandan öte bir şey olduğunu ve onları beşeri realitenin ötesine taşıdığının farkındalar. Onlar tahayyül edilemeyen bir güzeliğin ve kadim bilgeliğin onları beklediğinin farkındalar.

Atalarımızın yolunda ilerlerken bir çok şey olduğunu ve bizim bunları seslendirip konuşamayacağımızı biliyoruz. Bu modern dünyada burada, Manataka'nın gizemini yazılı hale getirip değerini düşüremeyiz. Güzel ve yüce ezoterik bilgeliğe tek bir yoldan ulaşılır. O da kişi dili anlayıp öğrenerek hatırlar.

Adam, kendisinin karşı koyulamaz arzuları ile bir ötedekine ulaşmak iser. İnanılmaz titreşim ve ışığın gücünü hissetmek ister. Ruhsal ile tüm yaratıma ve tek olan yaratıcıya bağlanır. Büyük gizemde biz umudu buluruz. Bu umutla gelecek olan jenerasyona Manataka'nın gizemini taşırız. Ne zaman ki, bu boyutta bu bilgiyi geçirecek zaman kalmadığında onlar Manataka'nın gökkuşağı savaşçıları olmaya hazırlanacaklar.

© Manataka'nın Hikayesi Lee Oturan Ayı, Her hakkı saklıdır. 1992-2007

ÇEVİRİ: maddeveruh © 2009